.....
Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Önceki Bozma İlamımızda ; davalı Kurum tarafından prim alacaklarının tahsili amacıyla davacıya ödeme emrinin 03.12.2009 tarihinde tebliğ edildiği, davacının 14.12.2009 tarihinde eldeki davayı açması karşısında ve anılan ödeme emrinde itiraz yolu olarak iş mahkemelerine dava açılabileceği ihtarında bulunulmayıp, aksine sadece vergi itiraz komisyonundan bahseden 6183 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı ihtarında bulunması nedeniyle, davacının idari itirazda bulunup bulunmadığı araştırılıp ; Kurumun davacının itirazını usul yönünden reddederek itiraz merciinin iş mahkemeleri olması gerektiği yönünde kanun yollarını açıkça gösterici işlem tesis etmeyip, bir anlamda davacıyı yanıltıcı şekilde itirazını değerlendirmeye alması halinde, Kuruma ödeme emrinin tebliğinin ardından yaptığı başvurunun hatalı mercie (görevli olmayan yere) yapılan başvuru ve dolayısıyla sonrasında açtığı davanın 7 günlük süresi içerisinde açılmış bir dava olarak kabulü gerekeceğinin, idari itiraz yoluna başvurulmaması halinde ise, hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması nedeniyle davanın reddi gerekeceği belirtilmektedir.
Mahkemece, Bozma İlamı sonrasında yapılan yargılamada; davacıya, itiraz mercii ve süresinin bildirildiği bir tebligat olmadığı ve 17.12.2009 tarihinde Kuruma idari itirazda bulunulduğundan bahisle Anayasa'nın 40. Maddesine dayalı olarak davanın hak düşürücü sürede açıldığı kabul edilmiş ise de; Mahkeme kararının, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
./..
-2-
Öncelikle, dava konusu ödeme emrinin aslı temin edilerek 7 günlük hak düşürücü sürede itiraz yoluna başvurulması konusunda ihtarat yapılıp yapılmadığı hususu belirlenmediği gibi, dosyadaki 17.12.2009 tarihli idari itirazın davacıya ait olmadığı görülmektedir.Bu nedenle, davacının ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren 7 günlük hak düşürücü süre içinde idari itiraz yoluna başvurup başvurmadığı belirlenmemiştir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.....
Full & Egal Universal Law Academy