.....
Dava, rucüan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1) Davacı Kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2) Dava 12.06.2009 tarihinde meydana gelen zararlandırıcı sigorta olayı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerin tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanununun 23. maddesidir.
Dairemizin 04.07.2012 tarih ve 2011/8127 Esas, 2012/13386 Karar sayılı ilamında, “iş kazasının meydana geldiği iş kolunda uzman bilirkişi kurulundan kusur raporu alınarak, işverenin, 5510 sayılı Kanunun 23. maddesi kapsamındaki sorumluluk sınırını oluşturan miktar belirlenirken, işkazasında işverenin kabul edilmesi gereken % 100 oranında kusurundan, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50 ve 51. maddeleri uyarınca, zarar görenin/sigortalının müterafik kusurunun %50 sinden az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği” belirtilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamı sonrası yargılama sürecinde alınan bilirkişi raporunda işverenin kusurlu olmadığının belirlendiği belirtilerek, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulmasına karar verilmiştir. Bozma kararına uyulmakla, bozma kararı lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğar ve
./..
-2-
mahkemece de bozma kararı doğrultusunda karar verilmesi gerekir. (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı İBK) O halde mahkemece bozmaya uyulduğuna göre, bozma kapsamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak karar verilmesi gerekir.
İşverenin 23. madde uyarınca sorumluluğu yoluna gidilebilmesi, iş kazasının oluşumunda, sigortalının da kusurlu bulunması koşuluna bağlı değildir. İşverenin sorumluluk sınırlarının belirlenmesinde, kendisinin kusurlu olup olmaması etkili bulunmakta ve eldeki davada olduğu gibi, işverenin kusursuz bulunduğu durumlarda, ilk peşin sermaye değerli gelir miktarı olarak ortaya çıkan tazminat miktarından, Borçlar Kanunu'nun 43 ve 44. maddeleri (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50 ve 51. maddeleri) uyarınca % 50'den aşağı olmamak üzere indirim yapılmak suretiyle hükmolunacak miktarın belirlenmesi zorunluluğu vardır.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 31.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.......
Full & Egal Universal Law Academy