Mahkemesi :İş Mahkemesi
Asıl dava ve birleşen dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak ilamında belirtilen gerekçelerle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Asıl dava ve birleşen davaya ilişkin hükmün, taraf avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki dosyada, davacının dava dışı ...Medya Oto. Tem. İnş. Tic. San. Ltd Şti.nin 2005/9-2007/1 arası döneme ilişkin prim ve işsizlik sigortası primi borcuna ilişkin ödeme emirleri tebliğ edildiği ve davacı tarafından bu ödeme emirlerinin iptalinin istendiği anlaşılmış olup, Mahkemece, davacının 06.03.2006 tarihi öncesi prim borçları yönünden şirket ortağı olarak sorumlu olmadığının, 07.03.2006-21.11.2006 döneminde şirket müdürü olarak sorumlu olduğunun, 21.11.2006 tarihi sonrası şirket ortağı ve müdürü olmadığından sorumluluğunun bulunmadığının kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, mahkemece verilen hüküm yanılgılı değerlendirmeye dayalı olup bozma gereklerinin yerine getirilmediği belirgindir. Bozma ilamında; “6183 sayılı Yasa'nın 35. maddesinde ise, “Limited şirket ortakları şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar” hükmü öngörülmüş iken, öngörülen istisnaları dışında 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren Amme Alacaklarının Tahsili Usûlü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki 04.06.2008 tarih 5766 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile, 6183 sayılı Kanunun 35. maddesinde yer alan “Şirketten tahsil imkanı bulunmayan” ibaresi şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan” şeklinde değiştirilmiştir. Aynı maddeye, “Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden, birinci fıkra hükmüne göre, müteselsilen sorumlu olurlar. Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda, pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde, bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu olurlar.” şeklinde fıkralar eklenmiştir. Bu durumda, davacının 6183 sayılı Kanunun 35. maddesi doğrultusunda, asıl borçlu limited şirketteki hisselerini “devraldığı tarihten öncesine ait” amme alacaklarının ödenmesinden devreden ortakla birlikte “ortaklık hissesi oranında” müteselsilen sorumlu bulunduğunun tartışmasız olduğu” belirtilmiştir.
506 sayılı Kanunun 80/12 maddesi, "Sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur." hükmünü düzenlenmiştir. Buna göre davacının 06.03.2006 öncesi dönem prim borçları yönünden ortak olarak sorumlu olduğu, 07.03.2006 döneminden sonra olan prim borçları yönünden ise davacı 26.11.2006 tarihinde dava dışı şirketteki payını devretmiş ise de şirket müdürü olarak yetkisi devam ettiğinden müteselsil sorumluluğunun bulunduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 01.10.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy