Mahkemesi : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
Dava, davacının fiili hizmet zammı süresinin tespiti ile bu sürelerin sigortalılık süresine eklenerek emeklilik tarihinin tespit edilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1) DAVACININ İSTEMİ :
Dava, davacının 3 yıl 9 ay 15 gün fiili hizmet sürelerinin yaş haddinden ve sigorta başlangıç tarihinden geriye götürülerek düşülmesi gerektiğinin tespiti ile emeklilik tarihinin tespiti istemlerine ilişkindir.
2) DAVALILARIN CEVABI :
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 5510 sayılı yasanın yürürlük tarihine kadar 5434 sayılı kanunun mülga 32. md. si uyarınca verilen fiili hizmet süresi zamlarının sigortalılık süresine ve gün sayılarına eklendiği, davacının yaşlılık aylığı koşullarını taşımadığından başvurusunun reddedildiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
3) MAHKEME KARARI
A) İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :
İlk Derece Mahkemesince, “davanın kabulü ile davacının, 3 yıl 9 ay 15 günlük fiili hizmet zammının yaş haddinden indirilmesine ve bu doğrultuda 10/05/2017 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebinin değerlendirilmesine, ” karar verilmiştir.
B) BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNİN KARARI :
Bölge Adliye Mahkemesince “ davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine, ” karar verilmiştir.
4) TEMYİZ TALEBİ :
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının açıkça hukuka aykırı olduğu, Kurumumun iş bu dava ile konuya vakıf olduğu, dava açılmasına sebebiyet vermediği gözetilerek aleyhlerine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği özet olarak belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün bozulmasına karar verilmesi talep olunmuştur.
5) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun sair temyiz itirazlarının reddine,
2-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Taleple Bağlılık İlkesi" başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında; "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir" hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un 297. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi gerektiği; aynı maddenin 2. fıkrasında ise; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu ifade edilmiştir.
Somut olayda; davacının fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden ve sigorta başlangıç tarihinden düşürülmesi sonrası emeklilik tarihinin tespiti istemi hakkında İlk Derece Mahkemesince “davacının 10/05/2017 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebinin değerlendirilmesine,” şeklinde ve Kurumun takdir yetkisine bırakılmak suretiyle hükmün kurulduğu görülmektedir.
Oysa ki, yukarıda yer verilen hükümler doğrultusunda Mahkemece, davacının yaşlılık aylığı şartlarını sağlayıp sağlamadığı tartışılarak davacının tespit talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece yanılgılı değerlendirme neticesi infaz kabiliyeti bulunmayacak şekilde kurulan hüküm usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi kararının HMK'nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29/04/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy