11. Ceza Dairesi 2005/8751 E., 2005/11060 K. LEHE KANUN UYGULAMASI TEMYİZ
5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 50 ] 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 7 ] 5252 S. TÜRK CEZA KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ ... [ Madde 9 ] 5275 S. CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA ... [ Madde 96 ] 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 2 ] 1412 S. CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (MÜLGA) [ Madde 402 ]
"İçtihat Metni"
Sahtecilik ve 1219 sayılı Yasaya Muhalefet suçlarından hükümlü Uğur'un yapılan yargılaması sonunda: Mahkumiyetine dair (Dörtdivan Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 10.2.2000 gün ve 1995/5 Esas, 2000/6 Karar sayılı kesinleşmiş hükmün, 5237 sayılı Yasanın 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe girmesini müteakip yeniden değerlendirilmesi sonucu Gerede Asliye Ceza Mahkemesince duruşma yapılmaksızın dosya üzerinde verilen 10.6.2005 gün ve aynı sayılı ek kararın süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi hükümlü tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığının iade isteyen 28.9.2005 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği görüşüldü:
1) Suç ve cezalara ilişkin yasaların zaman bakımından uygulanma ilkeleri, BM Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesinin 15., Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 7. ve Anayasa'nın 38. maddelerinde düzenlenmiştir. Aynı zamanda 765 sayılı Türk Ceza Yasasının 2. maddesinde düzenlenen "zaman bakımından uygulanma ilkelerine", 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının 7. maddesinde de yer verilmiştir.
765 sayılı TCY. döneminde, bir suçun unsurlarında ya da cezasında değişiklik sözkonusu olduğunda, infaz işlemi bitene kadar "hükmün zat ve mahiyetinin" yeni duruma göre tekrar irdelenmesi ve bu incelemenin mutlaka duruşmalı yapılması; ancak yeni yasa takdir hakkı (veya herhangi bir değerlendirme) gerektirmeksizin sadece cezayı değiştirmişse (örneğin; idam cezasının ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına dönüştürülmesi gibi) bu kararın evrak üzerinde verilmesi gerektiği Yargıtay'ın yerleşik kararlarıyla açıklığa kavuşmuştur. Duruşmalı yapılacak inceleme sonucunda ise, hükümde değişikliğe gidilsin veya gidilmesin verilecek karar genel hükümler çerçevesinde temyizi olanaklıdır.
765 sayılı Yasa yerine yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın 7. maddesinin 2. fıkrasında da, eğer lehe ise sonraki yasanın fail lehine uygulanacağı ve infaz olacağı hüküm altına alınmıştır.
Temel yasalarda değişiklik yapıldığında, önceki ve sonraki temel yasalar arasındaki uyum sorununu gidererek geçiş sağlamak ve uygulama ilkelerini belirlemek amacıyla "yürürlük yasalarına" ihtiyaç duyulmaktadır. Yürürlük yasaları, önceki yasadan kaynaklanan sorunları çözmeye yönelen ve içerik olarak geçici nitelikteki yasalardır. Önceki yasa döneminde karara bağlanmayan davalar ise, zaten görülmekte oldukları mahkemede yeni yasaya/yasalara göre irdelenmektedir.
5237 sayılı Yasa yürürlüğe girdiğinde verilmiş ve kesinleşmiş ancak infazı sonuçlanmamış davalarda izlenecek yöntem de, 5252 sayılı ve içeriği itibarıyla da geçici olan yürürlük yasasında gösterilmiştir. 5252 sayılı Yasanın 1. maddesinde yasanın amacı "5237 sayılı Türk Ceza Kanununun yürürlüğe konulmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek" olduğu ve 2. maddesinde yasanın "diğer kanunlarda, yürürlükten kaldırılan 1.3.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununa yapılan yollamaları, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun yürürlüğe girmesiyle yürürlükten kaldırılan hükümleri ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun uygulanması için diğer kanunlarda yapılan değişiklikleri, yürürlüğe girmesinden önce işlenmiş suçlar hakkında ne suretle hüküm kurulacağına ve kesinleşmiş cezaların nasıl infaz edileceğine ilişkin hükümleri" kapsadığı belirtilmiştir. Bu itibarla, 5237 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 1.6.2005 tarihinden önce verilen ve kesinleşen kararlarda, lehe yasanın belirlenmesinde sözü geçen 5252 sayılı Yasada mevcut hükümler gözetilecektir. bu yasa, sadece geçici bir dönem için kabul edilmiş, 765 ve 5237 sayılı Yasalar arasındaki uyumu sağlamak amacı güdülmüştür. O halde bu iki yasanın değerlendirilmesinde öncelikle uygulanacak ara norm niteliğindedir.
1412 sayılı CMUK.nun 402 ve devamı maddelerine benzer biçimde düzenlenen ve "sonradan yürürlüğe giren kanunun, hükümlünün lehine olmasını" da içeren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 98. ve devamı maddeleri, 765-5237 sayılı Yasalar arasında uyumu sağlamak özel amacıyla kabul edilmediğinden, yürürlüğe girdiği 1.6.2005 tarihinden sonra kabul edilen yasa değişikliklerinde uygulanabilecektir. Bu nedenle anılan Yasanın 98 ve devamı maddeleri 1.6.2005 tarihinden sonra yapılan yasal değişikliklerin sanık lehine hüküm içermeleri halinde uygulanabilecek hükümlerdir.
Öte yandan, 1.6.2005 tarihinden önce verilen ve kesinleşen kararlarda 5252 sayılı TCK. nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun uygulanması gerektiğini kabul eden yasa koyucu, 9. maddede "5237 sayılı TCK.nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceğini" kabul ederek asıl olanın duruşma yapılması olduğunu, lehe hükmün derhal uygulanabilmesi halinde istisna olarak dosya üzerinde karar verilebileceğini hükme bağlamıştır. Maddenin 4. fıkrasında da "kesinleşmiş kararlarda sonradan yürürlüğe giren bir kanunla ilgili olarak lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması amacıyla yapılan yargılama bakımından dava zamanaşımına ilişkin hükümler uygulanmaz" denilerek duruşma açılarak yargılama yapılmasından söz edilmiştir.
2- 5252 sayılı Yasanın 9. maddesi uyarınca "lehe yasanın derhal uygulanabileceği hallerde" duruşma yapılmaksızın evrak üzerinde karar verilebilecektir. Bu haller eylemin, tartışmasız olarak suç olmaktan çıkarılması, ceza sorumluluğunun kaldırılması veya belirlenen cezanın bir değerlendirme ve takdir gerektirmemesi gibi hallerdir. Mahkemece bir değerlendirme yapılarak suçun unsurlarının tayini, seçimlik cezalardan birinin tercihi, takdir hakkı kullanılarak cezanın belirlenmesi veya kişiselleştirilmesinin gerektiği hallerde, davaya katılan veya şikayetçiye de haber verilerek duruşma açılması, tarafların beyan ve bu konularda sunacakları delillerin tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Evrak üzerinde yapılan incelemede, suçun unsurlarının tartışılması, yeni yasanın verdiği takdir hakkı kullanılarak ceza tayini veya ceza verilmesine yer olmdığına karar verilmesi hükmün niteliğinin değiştirilmesi ve bu kararın sınırlı inceleme yapması gereken itiraz merciince incelenerek talebinin yerinde olduğuna veya olmadığına karar verilmesi mümkün değildir. Ceza Genel Kurulunun 11.5.1999 gün 104/113 ve 6.10.1998 gün, 224/297 sayılı kararlarında da duruşmalı inceleme sonunda verilen ve kesinleşen bir hükmün zat ve mahiyetinde değişiklik yapılması, aksine bir düzenleme yapılmadığı takdirde ancak duruşma yapılarak verilecek yeni bir hükümle mümkün olduğu kabul edilmiştir.
3- Duruşma yapılarak ya da duruşma yapılması gereken hallerde evrak üzerinde verilen hükümler arasında fark olmayıp her iki halde de temyiz yolu açıktır. Davanın esasını çözen veya bunda değişiklik yapan ve sonradan yürürlüğe giren yasa tartışılarak hüküm verilmesine yer olmadığına dair verilen sonuçlandırıcı (nihai) kararlar duruşma dışında verilmiş olsalar dahi temyiz edilebilirler. Duruşma yapılması zorunlu olan hallerde yasaya aykırı olarak evrak üzerinde karar verilmesi yasa yolunu değiştirmeyecektir.
4- 5252 sayılı Yasanın 9. maddesinin 3. fıkrası uyarınca lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirleneceğinden; suç ve cezaların tespitine ilişkin 765 sayılı Yasadaki hükümler uygulanarak hükmolunan sonuç ceza ile 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın suç ve yaptırımlara ilişkin hükümleri karşılaştırılarak lehe yasanın tespiti ve müteakiben tedbir, erteleme ve hapis cezasının yasal sonucu olarak belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hususları düzenleyen 647 sayılı Yasa ve 765 sayılı Yasanın anılan konuya ilişkin hükümleri ile 5237 sayılı Yasanın 50 ve devam eden maddelerinin karşılaştırılması suretiyle lehe hükmün denetime olanak verecek şekilde belirlenip sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde dosya üzerinde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepden dolayı, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), 14.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy