MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanununa Muhalefet
HÜKÜM : Sahte fatura kullanmak suçundan 213 s.lı yasanın 359/b-1, 5237 s.TCK nun 43,53,51.md.leri gereğince 22 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına cezanın erteleenmesine ve hak yoksunluğuna,
Fatura ve belgelerde tahrifat yapmak suçundan213s.lı yasanın 359/a-2, 5237 s.lı TCK nun 43,53,51.mdleri gereğince 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,cezanın ertelenmesine ve hak yoksunluğuna dair.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin sübutun bulunmadığına ilişen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1- Sanığın 2004 takvim yılında sahte fatura kullanmak eyleminin uygun bulunduğu 213 sayılı VUK’nun 359/b-1. maddesi uyarınca hükmolunan “ağır hapis” cezasının 5252 sayılı Yasanın 6/1. maddesi uyarınca “hapis” cezasına dönüştürülmesinden sonra bireyselleştirme aşamasına gelindiğinde 5237 sayılı Yasanın 7/3. maddesi nazara alınarak, 647 sayılı Yasanın 6 ve 5237 sayılı Yasanın 51. maddelerine göre tecilin olanaklı hale geldiği gözetilip, 5237 sayılı Yasanın lehe kabulü halinde anılan yasanın 53. maddesinde öngörülen hak yoksunluğuna da karar verilmesi gerekeceği, ayrıca 51/8 maddesi uyarınca denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli geçirildikten sonra cezanın infaz edilmiş sayılacağı, 647 sayılı Yasanın 6. maddesine göre tecil halinde ise denetim süresinin yeni bir suç işlenmeden geçirilmesi halinde 765 sayılı TCK’nun 95/2. maddesi uyarınca “tecil edilmiş olan mahkûmiyetin esasen vaki olmamış sayılacağı” dikkate alındığında 5237 sayılı Yasanın aleyhe sonuç doğurduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
2- Sanığa yüklenen 2004 takvim yılında tahrif edilmiş belge kullanmak suçundan dolayı lehe yasanın tespiti sırasında 213 sayılı VUK’nun 359/a-2 ve 765 sayılı TCK’nun 80. maddeleri ile hükmolunacağı belirtilen 7 ay hapis cezasının süresi itibariyle paraya çevrilmesine engel oluşturmadığı gözetilmeden isabetsiz gerekçe ile hüküm kurulması ve 765 sayılı TCK ile yapılan uygulamada; “sanığın kişiliği, suç işleme eğilimi nazara alınarak cezasının ertelenmesi halinde bir daha suç işlemekten çekineceği yönünde mahkemede vicdani kanaat hasıl olmadığından 647 sayılı Yasanın 6. maddesinin uygulanmasına yer olmadığı” yönünde tespitte bulunulmasına karşın, 5237 sayılı TCK ile yapılan uygulamada “sanığın geçmişteki hali, suç işleme hususundaki eğilimi gözönüne alındığında cezasının ertelenmesi halinde tekrar suç işlemeyeceği hususunda mahkemede olumlu kanaat uyandığı” gerekçesiyle 5237 sayılı TCK’nun 51. maddesi uyarınca cezanın ertelenmesine karar verilerek çelişkiye düşülmesi,
3- Kabule göre de; 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilen hükümlünün kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi gereğince istem gibi BOZULMASINA, 27.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy