11. Ceza Dairesi 2010/12190 E., 2011/5607 K.
"İçtihat Metni"
Resmi belgenin düzenlenmesinde memura yalan beyanda bulunmak suçundan sanık Hüseyin'in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 343/1, 59, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4 ve 6. maddeleri gereğince 355.914.000 Türk Lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair, (Muş Asliye Ceza Mahkemesi)'nin 12.02.2002 tarihli ve 2001/647 Esas, 2002/ 630 sayılı kararını müteakip, hükümlünün 05.08.2008 tarihli dilekçesi ile arşiv kaydının silinmesi kararı verilmesi talebi üzerine, adli sicil kaydının Mülga 3682 Adli Sicil Kanunu'nun 8/b ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun geçici 2/2. maddesi gereğince silinmesine ilişkin, (Denizli Birinci Asliye Ceza Mah-kemesi)'nin 13.03.2009 tarihli ve 2010/57 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın ortadan kaldırılmasına ve arşiv kaydı silinmesine yönelik talebin reddine dair (Denizli Birinci Ağır Ceza Mahkemesi)'nin 31.03.2009 tarihli ve 2009/288 değişik iş sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre:
5252 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun geçici 2. maddesi 2. fıkrasında "Birinci fıkra gereğince işlem yapılarak arşive alınan kayıtlar hakkında, 3682 sayılı Kanun'un 8. maddesinde öngörülen sürelerin dolduğu veya ertelenmiş olan hükmün esasen vaki olmamış sayıldığı hallerde bu tarih esas alınarak, Anayasa'nın 76. maddesi ve özel kanunlarda sayılan suç ve mahkumiyetler dışındaki kayıtlar için ilgilinin, Cumhuriyet Başsavcılığının veya Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü'nün talebi üzerine hükmü veren mahkemece veya talep edenin bulunduğu yer asliye ceza mahkemesince arşiv kaydının silinmesine karar verilir" şeklindeki düzenleme karşısında, resmi belgenin tanziminde yalan beyanda bulunma suçunun Mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Ammenin İtimadı Aleyhine Cürümler başlıklı altıncı babının üçüncü fasih olan evrakta sahtecilik adı altında 343. madde olarak düzenlendiği halde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Kamu Güvenine Karşı Suçlar başlıklı dördüncü bölümünde sahtecilik suçlarının ayrı ayrı maddelendirildiği, ayrı bir fasıl açılmadığı, anılan Kanun'un 206. maddesinde de resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun ayrıca düzenlendiği, 3682 sayılı Kanun'un 8/b ve Anayasa'nın 76. maddesi belirtilen suçların istisnai olup sayma suretiyle belirlendiği ve istisnaların dar yorumlanması gerektiği gibi ceza hukukunda kıyas yasağı ve sanık lehine yorum ilkeleri birlikte düşünüldüğünde sanığın eyleminin sahtecilik suçu kapsamında mütalaa edilemeyeceği cihetle, 3682 sayılı Kanun'un 8 ve 5252 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca mahkumiyet hükmünün arşiv kaydından çıkarılmasının mümkün olduğu gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 10.07.2010 gün ve 2009/-8422/46035 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C.Başsavcılığı'nın 22.07.2010 gün ve KYB.2010175682 sayılı ihbarnamesiyle Daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
İncelenen dosya içeriğine göre mahkemece, hükümlünün fikir ve eylem birliği içinde diğer hükümlü Sinan tarafından düzenlenmiş bulunan, ancak mahkemece iğfal kabiliyetine haiz olmadığı kabul edilen sahte nüfus cüzdanı ve ÖSYM giriş kartı ile hükümlü Sinan'ın yerine girdiği sınavın başlangıcında sınav kağıdının cevaplarının bitirilmesinden önce durumun anlaşılması üzerine yakalandığının kabul edilmesi karşısında; eylemin uygun bulunduğu ve suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK'nın 345. maddesi yerine aynı Kanun'un İkinci Kitabının, "Ammenin İtimadı Aleyhine Cürümler" başlıklı Altıncı Bab'ının Üçüncü faslı olan "Evrakta Sahtekarlık" başlığı altındaki 343/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Hükümlünün eyleminin uygun bulunduğu özel belgede sahtecilik veya hükümlünün cezasına konu resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun, 765 sayılı TCK'daki düzenlemeden ayrı olarak, 5237 sayılı TCK'nın "Özel Hükümler" başlıklı İkinci Kitabın "Kamu Güvenine Karşı Suçlar" başlıklı Dördüncü Bölümünde parada sahtecilik, kıymetli damgada sahtecilik, mühürde sahtecilik, mühür bozma, resmi ve özel belgelerde sahtecilik, resmi veya özel belgeleri bozmak, yok etmek veya gizlemek, açığa imzanın kötüye kullanılması gibi suçlarla birlikte düzenlenmiştir.
Bir suçun Anayasa'nın 76. maddesindeki suçlardan olup olmadığını belirlemek için, ceza yasalarında düzenlendiği yerlerle birlikte suç tipine de bakılması gerekir. Örneğin; zimmet suçu 5237 sayılı TCK'nın 247 ve devamı maddelerinde düzenlenmesine karşın, benzeri hükümlerin öngörüldüğü ve ceza hukukunda bankacılık zimmeti olarak adlandırılan fiilin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 160. maddesinde düzenlendiği ortadadır. Öte yandan 5237 sayılı TCK'nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun madde gerekçesinde bu suçun doktrinde fikri sahtecilik olarak adlandırıldığı belirtilmektedir.
Bu açıklamalar karşısında, hükümlünün sabıka kaydını oluşturan suçun Anayasa'nın 76. maddesinde sayılan "sahtecilik" suçu kapsamında olup, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 12. maddesinde yazılı koşulların gerçekleşmemesi halinde arşiv kaydının silinemeyeceğinden Denizli Birinci Asliye Ceza Mahkemesi'nin 13.03.2009 gün ve 2009/57 değişik iş sayılı kararına yönelik vaki itirazın kabulü ile anılan kararın ortadan kaldırılmasına ve arşiv kaydının silinmesine yönelik talebin reddine dair Denizli Birinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin 31.03.2009 gün ve 2009/288 değişik iş sayılı kararında bir isabetsizlik bulunmadığı cihetle, kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden CMK'nın 309. maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 08.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.