MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: İftira, Sahtecilik
HÜKÜM: TCK.nun 268, 267/1, 269/3-a, 53/1, 63.maddeleri gereğince 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına, mahsubuna ilişkin
TCK.nun 268, 267/1, 269/1, 53/1, 63.maddeleri gereğince 2 ay 12 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına, mahsubuna ilişkin
TCK.nun 204/1, 53/, 63 maddeleri gereğince 2 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına, mahusubuna ilişkin
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.02.2007 gün, 46/39 ve 29.05.2007 gün, 114/113 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, 5271 sayılı CMK.nun 232. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, hüküm fıkrasında kanun yollarına başvurma olanağı bulunup bulunmadığı, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerektiği, aynı Kanunun 34. maddesinin 2. fıkrasında da, kararlarda başvurulabilecek kanun yolu, süresi, süre başlangıcı, mercii ve şekillerinin gösterilmesinin zorunlu olduğu, yerel mahkeme kararında ise kanun yoluna başvuru şekli ve bu yola başvuru süresinin ne zaman işlemeye başlayacağı hususunun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde gösterilmediğinden sanığın temyiz başvurusu süresinde kabul edilip, temyiz isteminin reddine dair Mahkemece verilen 22.11.2008 gün ve 2007/1123 esas, 2008/673 sayılı ek karar kaldırılarak, yapılan incelemede;
Sanığın, adli soruşturma sırasında gerçekte var olan bir kişinin kimlik bilgilerini kullanarak kendi kimliği hakkında resmi mercilere yalan beyanda bulunmak suretiyle yüklenen iftira suçunu işledikten sonra gerçek ...'ın Kadıköy 1. Sulh Ceza Mahkemesindeki duruşmaya sanık sıfatıyla katılması üzerine olayın ortaya çıktığı, sanığın kendiliğinden iftirasından dönmediği, bu nedenle iftira suçlarından dolayı kurulan hükümde 5237 sayılı TCK'nın 269. maddesinin uygulama koşullarının oluşmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılması isabetsizliği aleyhe temyiz bulunmadığından, bozma nedeni yapılmamıştır.
Toplanıp karar yerinde gösterilen delillere göre, sanığa yüklenen resmi belgede sahtecilik ve iftira suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebebin niteliği ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, CMK nun 231. maddesinin uygulanmama gerekçesi de gösterilerek karar verilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanığın bir sebebe dayanmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 16.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.