MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, iftira
HÜKÜM : 1)TCK.nun 204/1, 43, 53. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis
2)TCK.nun 267/1, 269/3-a, 53. maddeleri gereğince 4 ay hapis (4 kez)
Davanın görüldüğü ver mahkemesinin yargı çevresi dışında başka bir suçtan tutuklu bulunan sanığın, istinabe suretiyle ... Asliye Ceza Mahkemesince sorgusu yapılırken ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek istediğine ilişkin bir isteminin bulunmadığı gibi duruşmadan vareste tutulmayı talep ettiği, yargılamaya konu suçlar için yasada öngörülen hapis cezasının alt sınırının beş yıldan az olduğu, sanığın savunmasının istinabe yoluyla alınmasının savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olmadığı cihetle tebliğnamede bu yöndeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
1) Sanığın, "iftira'' suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın sahte sürücü belgesiyle farklı suçlar işlediğini ve halen cezaevinde olduğunu kolluk görevlilerinden tesadüfen öğrenen katılanın, 07.09.2007 günü ... Cumhuriyet Başsavcılığına müracaatla sanık hakkında şikayetçi olmasından sonra, 29.11.2007 günü şüpheli sıfatıyla alınan ifadesi sırasında gerçeği anlatan sanığın, iftirasından kendiliğinden dönmesinin söz konusu olmadığı cihetle 5237 sayılı TCK.nun 269. maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması, tekerrüre esas teşkil eder nitelikte sabıkası bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 58. maddesinin uygulanmaması isabetsizlikleri karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) ... 19. A.sliye Ceza Mahkemesi'nin 23.01.2007 gün 2006/769 esas, 2007/4 karar sayılı ilamıyla hırsızlık suçundan ... hakkında hükmolunan erteli 5 ay hapis cezasına dair kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin iddia ve kabul olunması karşısında, bu dava ile ilgili olarak sanığın iftira eyleminin TCK’nun 267/5. maddesi kapsamında kaldığı gözetilmeden yazılı şekilde sanık hakkında fazla cezaya hükmolunması,
2) 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (d), (e) bentlerinde yer alan hak yoksunluklarının hapis cezasının infazının tamamlanıncaya kadar, (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilen hükümlünün kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususlarda 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 322. maddesinde verilen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan; hüküm fıkrasının “5” numaralı bendinin birinci ve ikinci cümlelerinin tamamen çıkartılıp yerine “sanığın üzerine atılı İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/769 esas, 2007/4 karar sayılı dosyasında iftira suçunu işlediği anlaşıldığından suçun işleniş biçimine göre cezasının asgari hadden tayini ile eylemine uyan 5237 sayılı TCK.nun 267/5. maddesi uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına'’ denilmek ve 53. maddenin tatbikine ilişkin kısımların çıkartılarak yerlerine "sanığın, TCK'nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına.”, denilmek suretiyle eleştiriler dışında sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3) Sanığın, "resmi belgede sahtecilik" suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
İdareden verilmediği ve sanığın savunması ve dosya kapsamına göre katılanın kaybettiği nüfus cüzdanındaki kimlik bilgilerini kullanan sanığın üzerine kendi fotoğrafını yapıştırarak sahte biçimde oluşturduğu anlaşılan suça konu sürücü belgesinin aslının ele geçirilememesi nedeniyle yapılan sahtecililiğin aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının belirlenememesine rağmen yazılı gerekçe ile aldatıcılık yeteneği olduğundan bahisle sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.02.2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
3
KARŞI OY
TCK.nun “Adliyeye Karşı Suçlar” başlığını taşıyan bölümünde yer alan 267 maddesinde düzenlenen iftira suçu ile bir taraftan toplumun adil yargılanma hakkı, (hukuka aykırı yargılanmama hakkı) diğer taraftan da iftiraya uğrayan kişilerin kişilik hakları olmak üzere birden fazla hukuki yarar korunmaktadır. Bu hakların kapsamına, işlemediği bir suç isnadı dolayısıyla kişilerin bu fiil nedeniyle karşılaşacağı ceza ve tedbirler nedeniyle özgürlük ve ekonomik haklarının korunması da girmektedir. Burada mağdur, korunan yararları ihlal edilen ve dolayısıyla kendisine iftira edilen kişi ve toplumu oluşturan bireylerdir. İftira suçunu düzenleyen TCK.nun 267. maddesinin 3 ile 7. fıkralarında ise iftira sonucu meydana gelen sonuçlara göre fail hakkında cezanın ne suretle belirleneceği gösterilmektedir.
Belgelerde sahtecilik suçları ise TCK.nun kamu görevine karşı suçlar başlığında, düzenlenmiştir. Sahtecilik suçlarının hukuki konusu kamu güveni olup, belgelerin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi, gerçek bir belgeye eklemeler yapılması tamamen veya kısmen değiştirilmesi eylemlerinin kamu görevini sarstığı kabul edilerek yaptırıma bağlanmıştır.
Görüldüğü gibi iftira suçu ile belgelerde sahtecilik suçlarının koruduğu hukuksal yararlar tamamen farklıdır. İftira suçunda kişilerin özgürlük ve ekonomik hakları korunurken, sahtecilik suçunda topluma ait varlık ve değer olan kamu güveni korunmaktadır.
Resmi belgede sahtecilik suçunu düzenleyen TCK.nun 204. maddesinin 3. fıkrasında bu suçun konu açısından nitelikli unsuru belirlenmiştir. Bu fıkraya göre, suçun konusunu oluşturan resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belge niteliğinde olması halinde, cezanın belirlenen oranda artırılması gerekir. Bu hüküm daha üstün kanıtlama gücüne sahip belgeyi daha fazla koruma ihtiyacını karşılamaktadır. Bu tür belgeler arasına yargılama sonucunda verilen ve davayı esasından halledip sonuçlandıran karar olan mahkeme ilamlarının da girdiği yerleşmiş içtihatlar gereğidir.
Diğer taraftan TCK.nun içtima başlığını taşıyan 212. maddesinde sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunacağı kabul edilmiştir. Bu maddenin uygulanabilmesi için,
a- Sahte özel veya resmi bir belge bulunmalı,
b- Bu belge başka bir suçun işlenmesinde kullanılmalıdır.
Ceza hukukunda Yasadaki tanıma uygun her sonuç ilke olarak ayrı bir suçu oluşturur ve fail, kaç sonuç meydana getirmişse o kadar suç işlemiş sayılarak ayrı ayrı cezaya mahkum olur kuralına ve 5237 sayılı TCK.nun yapısına uygun olan 212 madde, uygulamadaki tartışmalara son veren ve 765 sayılı TCK.da karşılığı bulunmayan yerinde bir düzenlemedir.
Bu açıklamaların ışığında somut olaya döndüğümüzde;
Sanık hakkında, işlediği hırsızlık ve uyuşturucu madde kullanmak suçları sonrasında yapılan soruşturma ve kovuşturmada ... ... kimliğini kullandığı ve gerçek kişi olan ... hakkında mahkumiyet hükümleri kurulmasına neden olduğu gerekçesiyle sahtecilik ve iftira suçlarından kamu davası açılmış, yapılan yargılama sonunda her iki suçtan da mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
İddianamede şikayetçi hakkında kamu davalarının açılıp yapılan yargılama sonunda mağdur hakkında mahkumiyet hükümlerinin kurulduğu, ayrıntılı şekilde (mahkeme ismi, dosya numarası, alınan ceza dahi ayrı ayrı yazılarak) anlatılmıştır. Sanık, sahte sürücü belgesini kullanmak eylemi ile sınırlı kalmaksızın (iftira suçunun mağduru ile hakkında açılan dava ile ilgili olarak) duruşmalara katılmış, şikayetçinin kimliği ile savunma yapmış, karar oturumlarına katılıp iftira suçunun mağduru hakkında mahkumiyet hükmü kurulacağını
bilerek son savunmalarını yapmıştır. Yargılama aşamalarında düzenlenen tüm belgeler içerik olarak sahte hale gelmiştir. Sanığın duruşma tutanakları ve hükmün sahte olarak düzenlenmesine ilişkin kastı vardır, başka bir anlatımla kimlik bilgileri kullanılan, ... hakkında mahkumiyet hükmü kurulacağı sanık için öngörülebilir bir sonuç olup, suç işleme kastının kapsamı içindedir.
Sonuç olarak sanık, işlediği suçlar nedeniyle kendisi hakkında kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla gerçek bir kişi olan ... kimliğini sahte olarak düzenletip kullanarak ona karşı iftira suçunu işlemiş ve bu şahıs hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasını sağlamıştır. Sanık iftira suçunu resmi belgede sahtecilik yapmak suretiyle işlemiştir. TCK'nun 212. maddesinde yer alan gerçek içtima hükmü uyarınca her iki suçtan da sorumlu tutulması gerekirken suçun yalnızca iftira suçunu oluşturacağına dair sayın çoğunluğun görüşüne karşıyız.
Full & Egal Universal Law Academy