MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanununa Muhalefet
HÜKÜM : 1- 213 sy.nın 359/b-1, 5237 s.TCK.nın 62, 51.maddeleri gereğince erteli 15 ay hapis cezası
2- 213 s.y.nın 359/a-2, 5237 s.TCK.nın 62, 51/1 maddeleri gereğince erteli 5 ay hapis cezası
Yasal koşulları bulunmadığından sanık müdafiinin vaki duruşmalı inceleme talebinin 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 318. maddesi uyarınca reddine karar verilip incelenerek gereği görüşüldü:
I-Defter ve belgeleri gizlemek suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Sanığın, istenen belgeleri kaybettiğinden bahisle ibraz edemediğini savunmasına göre; süreklilik gösteren dairemizin kararları ve Ceza Genel Kurulunun 23.11.1999 gün ve 273/288 sayılı içtihadında açıklandığı üzere, tebligatın usulüne uygunluğu aranmayacağı gibi 30.03.2007 tarihinde yapılan tebligat üzerine 05.04.2007 günü Vergi Dairesi’ne gelerek beyanda da bulunduğu anlaşılmakla tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığa yüklenen suçun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi taktir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, CMK.nun 231. maddesinin uygulanmama nedenleri gösterilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafiinin sübutun bulunmadığına,suçun unsurlarının oluşmadığına,zamanaşımının gerçekleştiğine ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle mahkumiyet hükmünün ONANMASINA,
II-Sanık müdafii ile katılan vekilinin sahte fatura kullanmak suçundan kurulan hükme yönelen temyiz itirazlarına gelince;
1-Hangi vergilendirme döneminde sahte fatura kullanıldığı,ne tür vergi ziyaına sebep olunduğu araştırılmadan,sahteliği ortaya koyan delillerin nelerden ibaret olduğu gerekçeye yansıtılmadan eksik soruşturma ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde uygulama yapılması,
2-Kabul ve uygulamaya göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.03.2002 gün ve 28/179 sayılı kararında da açıklandığı üzere 24.09.2007 günlü iddianamedeki anlatıma göre sanık hakkında 2002,2003 ve 2004 takvim yıllarında “sahte fatura kullanmak” suçlarından kamu davası açıldığı ve her takvim yılında işlenen suçların birbirinden ayrı ve bağımsız suçları oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde tek hüküm kurulması ve her bir yılda farklı vergilendirme döneminde (KDV) suç işleyen sanık hakkında teselsül hükümlerinin uygulanmaması,
3-5252 Sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, 765 Sayılı Türk Ceza Yasası ile 5237 Sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanıp, leh ve aleyhteki hükümleri ayrı ayrı somut olarak ele alınarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle kararın gerekçe bölümünde lehe olan yasanın belirlenmesi gerektiği nazara alınmadan temel ceza belirlendikten sonra lehe yasa değerlendirmesi de yapılmadan 5237 sayılı TCK.nun 62. maddesinin uygulanması ve 647 Sayılı Yasanın 6. maddesinin 765 Sayılı TCY.nın 95/2 maddesi birlikte değerlendirildiğinde, deneme süresi içerisinde suç işlenmemesi halinde “mahkümiyeti vaki olmamış sayılması” nedeniyle uygulama koşulları ve sonuçları itibariyle 765 sayılı TCK.nun 59 ve 647 sayılı Yasa’nın 6.maddelerinin sanık lehine olduğu gözetilmeden,5237 Sayılı TCY.nın 62 ve 51.maddesine göre uygulama yapılarak suç tarihine göre lehe hükmün hatalı belirlenmesi,
Yasaya aykırı,sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 14.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy