MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM : 1-Sahtecilik suçundan:
a-Sanığın ...'a karşı işlediği suçundan: TCK 342/1 maddeleri gereğince; 2 yıl hapis cezası.
b- Sanığın ...'e karşı işlediği suçundan: TCK 342/1 maddeleri gereğince; 2 yıl hapis cezası.
2-Dolandırıcılık suçundan:
a- Sanığın ...'a karşı işlediği suçundan: TCK 278/1 maddeleri gereğince; 1 yıl hapis ve 343.00 YTL adli para cezası.
b- Sanığın ...'e karşı işlediği suçundan: TCK 278/1 maddeleri gereğince; 1 yıl hapis ve 343.00 YTL adli para cezası.
c- Sanığın ...'na karşı işlediği suçundan: TCK 278/1 maddeleri gereğince; 1 yıl hapis ve 343.00 YTL adli para cezası.
Sanığın mağdurlara işe atamalarının yapıldığından bahisle düzenlenen birden fazla sahte atama belgelerini aynı zamanda gönderdiğinin, her bir mağdura gönderilen birden fazla belgenin değişik tarihleri içerdiğinin anlaşılmasına karşın; sanık tarafından farklı tarihlerde düzenlendiği tespit edilemeyen belgelerin farklı zamanlarda fakat aynı anda teslim edilmesi nedeniyle suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK. nun 80. maddesinin koşulları oluşmakta ise de, farklı bir düzenleme getiren 5237 sayılı TCK. nun 43. maddesinin uygulanabilmesi için “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” gerektiği, aksi halde suçun, aynı anda bir kişiye karşı birden fazla işlenmesi halinde teselsülün gerçekleşmeyeceğinden ve dolandırıcılık suçundan 06.01.2002 tarihinde bihakkın infaz edilmiş 4 ay hapis cezası bulunan sanık hakkında 765 sayılı TCK.nun 81. maddesinin de uygulanması gerektiğinden 765 sayılı TCK.nun 342/1, 80, 81. maddelerine göre 5237 sayılı yasanın 204/1. maddesinin lehe hükümler içerdiği gözetilmeden her iki yasaya göre alt sınırdan hüküm kurulduğunda 53. maddedeki hak yoksunluğu nedeniyle 765 sayılı yasanın sanık lehine olduğu gerekçe gösterilerek lehe yasanın hatalı belirlenmesi karşı temyiz olmadığından, hükmolunan 2 yıl
hapis cezaları kısa süreli olmadığından 647 sayılı Yasanın 4 ve 5237 sayılı TCK.nun 50, daha önce infaz edilen hapis cezasının 4 ay olup 647 sayılı yasanın 6 ve 5237 sayılı yasanın 51. maddesinin yasal olarak uygulanma olanağı bulunmadığı gibi hükmün gerekçe bölümünde anılan hususlar değerlendirildiğinden ve 765 sayılı TCK.nun içtima hükümlerinin infazda nazara alınması mümkün olduğundan tebliğnamedeki bozma düşüncelerine iştirak edilmemiştir.
I-Sahtecilik suçundan kurulan hükümlere yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bulunması nedeniyle 5728 sayılı Yasa ile değişik CMK.nun 231. maddesinin uygulanması olanağı bulunmayan sanık hakkında toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığa yüklenen suçların sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasıfları tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebep bulunmadığı taktir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca mahkemece 765 ve 5237 sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmuş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafiinin sübutun bulunmadığına ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle eleştiri dışında sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan mahkumiyet hükümlerinin ONANMASINA,
II-Dolandırıcılık (vaki suç vasfındaki değişiklik nedeniyle nüfus ticareti) suçundan kurulan hükümlere yönelen temyiz itirazlarına gelince;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen suçun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu; olay tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 Sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının suçun işlendiği 2003 yılından temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8 maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 26.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy