MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık
HÜKÜM : mahkumiyet
Sanığın farklı düzenleme tarihli suça konu 9 adet senedi aynı anda katılana verdiğinin iddia ve kabul olunması karşısında; müştekinin aşamalarda verdiği anlatımlarına göre suç tarihinin en aleyhe kabulle 2005 yılı Mayıs ayı içerisinde olacağı kabul edilerek ve sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin hükmolunan cezanın türü ve süresine göre koşulları bulunmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 318. maddesi uyarınca reddine karar verildikten sonra gereği görüşüldü:
1- Sanık hakkında ''resmi belgede sahtecilik'' suçundan kurulan hükme yönelik müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Resmi belgede sahtecilik suçunun yaptırımı 765 sayılı TCK'nun 342. maddesinin 1. fıkrasında 2 yıldan 8 yıla kadar hapis olarak öngörülmüş iken 5237 sayılı TCK'nun 204. madddesinin 1. fıkrasında 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası şeklinde lehe düzenleme yapıldığı, 765 sayılı TCK'nun 29. maddesinde yer alan ölçütlerin 5237 sayılı TCK'nun 61. maddesinde bu suçla ilgili olarak değişmediği, mahkemece cezanın teşdiden uygulanacağının belirtilmesi karşısında; 5237 sayılı Yasa ile üst sınırın daha aşağı olması nedeniyle yasa koyucunun lehe yaptığı düzenleme de nazara alınarak 765 sayılı Yasaya göre belirlenecek temel cezanın 5237 sayılı Yasaya göre belirlenen cezadan daha fazla olması gerekliliği nedeniyle 5237 sayılı TCK.nun 204/1. maddesine göre teşdiden "3 yıl hapis" olarak takdir ve tayin edilen sonuç ceza miktarı itibariyle lehe olduğundan, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebebin bulunmadığı takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, CMK.nun 231. maddesinin uygulanmama gerekçesi gösterilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafii ile katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanık hakkında ''dolandırıcılık'' suçundan kurulan hükme yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 13.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy