MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi evrakta sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM : Her iki suçtan mahkumiyet
Mahkemece dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken mağdurun zararının karşılanmaması nedeniyle CMK'nun 231. maddesinin sanık hakkında tatbikine yer olmadığına karar verilmiş olması, resmi belgede sahtecilik suçundan verilen cezanın ertelenmeme gerekçesi olarak da "sanığın suç işlemekteki eğilimi nazara alınarak, cezasının ertelenmesi halinde ileride bir daha suç işlemeyeceği yönünde mahkemede kanaat oluşmadığının" belirtilmesi karşısında, her ne kadar resmi belgede sahtecilik suçu bakımından hükümden önce yürürlüğe giren CMK'nun 231. maddesi tartışılmamış ise de, mahkemenin yukarıda belirtilen gerekçelerle sanık hakkında sübjektif değerlendirme yapmış olması karşısında, tebliğnamedeki resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükmün bozulmasını isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
1-Müdafiinin sanık hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz, itirazlarının incelenmesinde:
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, yüklenen suçun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca mahkemece 765 ve 5237 sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenerek sonucuna göre karar verilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafiinin, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
II-Müdafiinin sanık hakkında “dolandırıcılık” suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, 20.02.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy