MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık
HÜKÜM : 1.Sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı TCK'nun 204/1, 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılması, hak yoksunluğu
2.Sanığın dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı TCK'nun 157, 62, 50/1-a, 52/1, 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 83 TL adli para cezası ile cezalandırılması, hak yoksunluğu
1-Sanığın “resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak:
a- 5237 sayılı TCK’nun 53/3. maddesi gereğince 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi alt soyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, alt soyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceğinin gözetilmemesi,
b- Suça konu belgenin akıbeti konusunda bir karar verilmemesi,
Yasaya aykırı; sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususların 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan TCK'nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısım çıkartılarak yerine “5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklardan koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ve “Adli emanete kayıtlı olan suça konu belgenin dosyada delil olarak saklanmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-“Dolandırıcılık” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 gün, 8/69 sayılı kararı ile buna uyumlu Daire kararlarında da açıklandığı üzere, önceden doğan bir borç nedeniyle sonradan senet düzenlenip verilmesi halinde, borç daha önce oluştuğundan senet ile arasında nedensellik bağı bulunmayacağı, bu nedenle hile unsuru olarak kabul edilemeyeceği, somut olayda sanığın 11.09.2006 tarihli satım sözleşmesi ile katılana 75.000 TL'ye bir daire sattığı, katılanın 33.500 TL peşin ödeme yaptığı, aynı zamanda dairenin mermer işlerini yapmak suretiyle bir kısım masraflarda bulunduğu, ancak sanığın sözleşmeye aykırı davranarak daireyi süresinde teslim etmediğinden katılanın yaptığı ödeme ve harcamalar karşılığında kendisine senet verilmesini istediği, bu sebeple sanığın suça konu senedi katılana verdiği dikkate alındığında suça konu senedin önceden doğan bir borç için verildiği dolayısıyla "dolandırıcılık" suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 31.03.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy