MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik,dolandırıcılık
HÜKÜM : Asıl karar: Sanıkların resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetlerine, dolandırıcılık suçundan beraatlerine
Ek karar: Temyiz talebinin reddi
I- Sanık ... hakkında "resmi belgede sahtecilik" suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın, yokluğunda verilip 27.06.2011 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilen hükmü 1412 sayılı CMUK’nun 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süresinden sonra 14.07.2011 havale tarihli dilekçe ile temyiz ettiği anlaşılmakla, yasal süresi geçtikten sonra vaki temyiz talebinin reddine dair mahkemenin 20.09.2011 gün ve 2009/1588 esas, 2011/260 sayılı ek kararında bir isabetsizlik görülmediğinden, sanığın bu karara yönelik temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
II- Sanık ... hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tekerrüre esas geçmiş hükümlülüğü bulunan sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmaması isabetsizliği aleyhe temyiz bulunmadığından; sanık hakkında 765 sayılı Yasanın uygulanması halinde 81/1. maddesi uyarınca cezasından artırım yapılması gerekeceğinden 765 sayılı Yasanın sanığın aleyhine olduğu anlaşılmakla lehe yasa karşılaştırmasının hatalı yapılması hususları bozma nedeni yapılmamış, resmi belgede sahtecilik suçu bakımından öngörülen asli ve olağanüstü zamanaşımlarının gerçekleşmemesi karşısında, tebliğnamedeki bu suç bakımından zamanaşımı nedeniyle düşme isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, hükmün açıklanmasının geri bırakılmama nedenleri gösterilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
III- Katılan vekilinin her iki sanık hakkında "dolandırıcılık" suçundan verilen beraat hükümlerine yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen “dolandırıcılık'' suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıklar lehine olan 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri gereğince istem gibi DÜŞÜRÜLMESİNE, 08.05.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy