MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
UYAP sistemi üzerinden temin edilen adli sicil kaydına göre tekerrüre esas hükümlülüğü bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 58. maddesinin uygulanmaması ve kasıtlı suçtan kesinleşmiş 3 aydan fazla hapis cezasına mahkumiyeti bulunmasına rağmen hükmolunan hapis cezasının ertelenmesine karar verilerek TCK'nun 51/1-a maddesine aykırı davranılması isabetsizlikleri ise karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK'nun 53.maddesinin 1.fıkrasının (a), (b), (d), (e) bentlerinde yer alan hak yoksunluklarının hapis cezasının infazının tamamlanıncaya kadar, c bendinde yer alan hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilen hükümlünün kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı görülmekle hükmün bu sebepten 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 322. maddesinde verilen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan; hüküm fıkrasında 53. maddenin tatbikine ilişkin kısmın çıkartılarak yerine "sanığın, TCK'nun 53.maddesinin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle eleştiri dışında sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.03.2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Evrakta sahtekarlık suçlarında, gerek yerleşmiş yargısal kararlarda, gerekse öğretide kabul edilen görüşe göre suçun hukuki konusu kamu güvenidir. Belgelerin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi, gerçek bir belgeye eklemeler yapılması, tamamen veya kısmen değiştirilmesi eylemlerinin kamu güvenini sarstığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanmıştır. Bu nedenle fiilen bir zararın ortaya çıkması aranmamakta, zarar olasılığı yeterli görülmektedir. (1)
Evrakta yapılan sahteciliğin ilk bakışta herkes tarafından anlaşılabilecek derecede olması halinde suç meydana gelmeyecektir. Yargıtay'ın uygulamalarına göre aldatma yeteneğinin varlığı için sahteciliğin "pek bariz, açık ve ilk görüşte anlaşılabilir" nitelikte olmaması gerekir. Başka bir anlatımla belgenin nesnel olarak aldatma gücünün olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Aldatma yeteneğinin ortak bir suç unsuru olduğu gerek öğretide gerekse de uygulamada kabul görmektedir.
Sahteciliğin kabaca yapılması nedeniyle ilk bakışta anlaşılması halinde aldatma gücünü yitireceğinden suçun hukuki konusu olan kamu güveni de sarsılmayacaktır. Aldatma yeteneği belgeden objektif olarak anlaşılmalıdır. Muhatabın hatasından, dikkatsiz ve özensiz davranışlarından kaynaklanan fiili iğfale (2) dayalı olarak işlem yapılması aldatma yeteneğinin varlığını göstermez. (3)
Diğer taraftan 765 sayılı TCK.nun yürürlükte olduğu dönemde sahte plaka kullanma eylemi, anılan Yasanın 333/2. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu kabul edilmekte ve buna göre uygulama yapılmakta iken 5237 sayılı TCK.nun 204/1. maddesinin gerekçesinde, "ayrıca belirtilmelidir ki, her ne kadar belgeden söz edilen durumlarda yazılı bir kağıdın varlığı gerekli ise de, bazı durumlarda belgenin varlığını kabul için, yazının kağıt üzerinde bulunması gerekmez. Bir metal levha üzerinde yazı yazılması halinde de belgenin varlığını kabul etmek gerekir. Bu itibarla araç plakaları da resmi belge olarak kabul edilmek gerekir" şeklinde anlatım ile araç plakalarının da resmi belge olarak kabul edileceği açıkça belirtilmiştir. (4)
Resmi belge, kamu görevlisi veya hukuken yetkili kabul edilen görevli tarafından yasa gereğince yerine getirdiği fonksiyona dayanılarak düzenlenen belgedir. Resmi belgeye bu niteliği ve hukuksal sonuçları yasa hükmü kazandırır. Belgeyi düzenlemek, kamu görevlisinin görevi içinde bulunmalı ve belge yasada öngörülen resmi usul, biçim ve koşullarla işlemlere uygun düzenlenmiş olmalıdır. (5)
1-CGK 08.06.2004, 94/132
2-Fiili iğfal kavramı sahte belgenin aldatma yeteneği konusunda Yargıtay Uygulamaları ile geliştirilmiş bir değerlendirme kriteridir.
3-CGK 14.10.2003, 232/250
4-CGK 04.10.2011, 8-115/197, 11. CD. 19.06.2012, 18812/11930, 11. CD. 22.02.2007, 868/1073
5-..., Açıklamalı İçtihtlı 5237 sayılı Yeni Türk Ceza Kanunu, Malkoç Kitabevi 2007, c.2, s. 1355
Belgenin dayanağı olan mevzuatta belgenin esas olarak hangi ögeleri, hangi nitelikleri taşıyacağı ve diğer biçimsel koşulları belirtilmiş olabilir. Özetle; Devlet bürokrasisinin ürettiği bir belge olan resmi belge, o bürokrasinin gerektirdiği, o tür belge için öngörülen biçim koşullarını taşımalıdır. Örneğin imza resmi belgenin varlığı için gereklidir. İmza dışında başlık, paragraf, paraf, soğuk damga, resmi mühür, tarih, sayı, ifade tarzı, konu itibariyle hitap şekli, kullanılan deyimler vs. gibi belgesine göre genellikle aranan, yerine göre belgenin geçerlilik nedeni haline gelen koşullardır. (6)
Diğer taraftan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 2. maddesine dayanılarak çıkarılan 18.07.1997 günlü Resmi Gazete ile yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 30. maddesine göre, "Trafiğe çıkacak araçlarda plaka bulunması zorunlu olup, tescil plakalarında, işlemi yapan tescil kuruluşu ile plaka basım işlemini gerçekleştiren kuruluşun mühürleri bulunur" hükmü uyarınca; plakalarda hem işlemi yapan tescil kuruluşu yani Emniyet Genel Müdürlüğü hem de plaka basım işini yapan kuruluşun yani Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonunun mührünün bulunması zorunlu iken maddede 09.09.2011 gün ve 28049 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmeliğin 3. maddesiyle yapılan değişiklikle bu tarihten itibaren yalnızca plaka basım işini yapan kuruluşun mührünün bulunması gerekmekte, bir başka ifadeyle Emniyet Genel Müdürlüğünün mührünün aranması zorunluluğu kaldırmış olmaktadır.
Bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda; 09.09.2011 gün ve 28049 Resmi Gazete ile yayımlanan Yönetmelikle değişik 30. madde hükmüne göre plakalarda, plaka basım işlemini gerçekleştiren kuruluşun mührünün bulunacağı, 176. maddeye göre de tescil plakalarının basımı ve dağıtımının Türkiye Şöforler ve Otomobilciler Federasyonu tarafından yapılacağı belirtilmekle, 09.09.2011 tarihinden itibaren basılacak plakalarda yalnızca Türkiye Şoförler ve Otomobilciler mührünün, bu tarihten önceki plakalarda ise bu kuruluş ile Emniyet Genel Müdürlüğü mührünün bulunması zorunlu olduğu anlaşılmaktadır.
Diremizin yerleşmiş kararlarında da plakalarda soğuk mührün bulunup bulunmadığının saptanması ve bulunmadığının anlaşılması halinde de aldatma yeteneğinin gerçekleşmesinin olanaklı olmadığı vurgulanmıştır.
"Dosya içerisinde bulunan ...Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 10.04.2008 tarihli raporunda suça konu plakalarda herhangi bir damga veya soğuk mühür izinin bulunmadığının belirtilmesi, mahkemece 18.07.2008 tarihli oturumda yapılan gözlemde de plakalarda soğuk mührün bulunmadığının tespit edilmesi karşısında, yapılan sahteciliğin aldatma kabiliyetinin bulunmadığı gözetilmeden, yasal unsurları itibariyle oluşmayan suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi" (11. CD 27.09.2012, 6252/16154 )
6-"Resmi yazışmalarda tarih yanında bir de numara bulunması zorunlu olmasına göre belgenin bu hali ile iğfal kabiliyetini taşıyıp taşımadığı..." 6 CD 26.06.1989, 4290/7858 "...Kurumun başlığını, sayısını ve imtihan tarihini içermeyen sınav kazandı belgesinin aldatıcılığı bulunup bulunmadığı araştırılmadan..." 6 CD 24.12.1984, 8626/9538
"Sanığın kullandığı araçta takılı bulunan "..." ibareli madeni oto plakaları üzerinde soğuk mühür izinin bulunmadığı cihetle atılı resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağı gözetilmeden beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi," (11. CD 05.03.2012, 14123/2455 )
"Sanığın sahte plaka kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia olunması, İzmir Kriminal Polis Laboratuvarınca düzenlenen 23.12.2005 günlü raporda, plakalarda herhangi bir soğuk mühür izini bulunmadığının belirtilmesi karşısında; belegelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdiri mahkemeye ait olduğu cihetle, emanette kayıtlı plakaların getirtilip incelenmek suretiyle özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, bu gözlem sonucunda gerekçeli kararda aldatma kabiliyetine haiz olup olmadığının tartışılması ve denetime olanak verecek şekilde dosya arasında bulundurulması gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması" (11. CD 16.01.2014, 20023/764 )
"Sanık ...'nın sevk ve idaresindeki aracın durdurularak yapılan kontrolünde araca ait ... no'lu plakanın diğer sanık ...'a ait olduğu ve plaka üzerinde soğuk mühür izinin bulunmaması nedeniyle sahte olarak düzenlendiği iddiasıyla açılan kamu davasında; 06.09.2007 tarihli ekspertiz raporunda ... nolu plakalardan birinin üzerinde soğuk mühür izi bulunmaması nedeniyle sahte, diğer plakanın ise orjinal olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla; adli emanette kayıtlı plakanın duruşmaya getirtilip, mahkeme tarafından incelenerek özellikleri zapta geçirilip sahteciliğin ne suretle aldatma yeteneğine haiz olduğunun karar yerinde tartışılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi" ( 11. CD 09.10.2012 171/16859)
"Suça konu ... plakalı aracı, 14.03.2007 tarihinde üzerinde ...sahte plakalar takılı olduğu halde karakola getirip teslim eden ...ve ... isimli şahısların 14.03.2007 tarihli karakolda vermiş oldukları ifadelerinde söz konusu aracı emaneten arkadaşları olan ve hakkında beraat kararı verilen diğer sanık ... 'ın kendilerine bıraktığını beyan etmeleri ve 19.03.2007 tarihli ekspertiz raporuna göre plakaların üzerine soğuk mühür izi bulunmadığının belirtilmesi karşısında; suça konu sahte plakaların sanık tarafından takıldığına dair delillerin nelerden ibaret olduğu ve plakalardaki sahteciliğin ne suretle aldatma yeteneğine haiz olduğunun karar yerinde tartışılmaması" (11. CD 17.01.2012, 17885/443)
Bu açıkmaların ve belirtilen yargısal kararların ışığında somut olaya gelirsek;
Sanık ...'nin satın aldığı araç üzerine ... sayılı sahte plakaları takarak, diğeri sanık ...'ya sattığı, bu kişinin de park halindeki araçta içki içtiği sırada polis ekiplerince yapılan kontrol sırasında plakaların başka bir araca ait olduğunun sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır.
Soruşturma sırasında alınan 28.01.2008 tarihli Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarı Ekspertiz Raporunda "..." ibareli 2 adet tescil plakaları üzerinde basılı olması gereken trafiğe ait soğuk mühür izlerinin bulunmadığının belirlendiği, bu eksikliğin görüş şartlarının (karanlık, uzak mesafe aracın seyir halinde olması, hava şartları vb) elverişsiz olması halinde, ilk ve kolaylıkla fark edilemeyeceğinden, tescil plakalarının oto üzerinde takılı vaziyette iken aldatma kabiliyetine haiz olacağı belirtilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde, suça konu plakaların duruşmaya getirtilerek gözlem yapılmadığı başka bir bilirkişiden görüş de alınmadığı denetimine olanak sağlanması için suça konu plakaların dosyaya dahi konulmadığı, karar içeriğinde soğuk mühür izi bulunmayan plakaların aldatma yeteneğini ne suretle taşıdığının da irdelenmediği anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtildiği şekilde, resmi belge niteliğinde olduğu tartışmasız bulanan araç plakalarında mevzuat gereğince soğuk mührün bulunması zorunludur. Bu zorunluluk suçun unsuru olan aldatma yeteneğini doğrudan etkilemektedir. Aldatma yeteneği de belgeden objektif anlaşılmalıdır. Kişi hatasından dikkatsiz ve özensiz davranışlarından kaynaklanan fiili iğfale dayalı işlem yapılması, ya da dosyadaki ekspertiz raporunda da belirtildiği şekilde (karanlık, uzak mesafe, aracın seyir halinde olması, hava şartları gibi ) değişken koşulları aldatma yeteneğinin varlığını göstermez. Bu husus Yargıtay'ın kökleşmiş karararıyla açıklığa kavuşmuştur.
Hükmün dayanağı olan ekspertiz raporu kendi içinde çelişkilidir. Sahtecilik suçlarında aldatıcılık özelliğinin saptanmasının hakime ait olduğu gözetilerek suça konu plakaların getirtilip duruşmada incelenmesi, gerektiğinde başka bir bilirkişiye başvurulması, Yargıtay denetimine olarak sağlanması için dosyada da bulundurulması gerekirdi. Bu gerekliliklere uyulmadan mahkumiyet hükmü kurulması yasaya ve Yargıtay'ın kökleşmiş kararlarına aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle karardaki açık eksikliklere rağmen hükmün ONANMASINA karşıyım.
Belge, hukuki bir hüküm ifade eden, üzerinde bir hakkın doğumuna, bir olayın kanıtlanmasına yarayan yazıların bulunduğu, bez, kâğıt, levha ve plaka gibi şeyler olarak tanımlanmaktadır. Resmi belge ise kamu görevlisi veya hukuken yetkili kabul edilen görevli tarafından yasa gereğince yerine getirdiği fonksiyona dayanılarak düzenlenen belgedir.Hiçbir hukuki önemi olmayan bir olayı ispata yaramayan hukuki sonuç doğurmayan bir yazı, hukuki anlamda “kanıt” niteliğinde olamayacağı için "belge" niteliğine de sahip değildir.
TCK'nun 204 ve devamı maddelerinde yaptırıma bağlanan suçun konusunu oluşturan "belgenin" bir takım ortak unsurları taşıması gereklidir.Bu unsurlardan iradenin açıklanmasının buna uygun araç ve harflerle ifade edilmesi olan "yazılılık koşulunun"varlığı yanında belgenin düzenleyicisinin bulunması ve bunun kimliğinin belli olması gerekir. Yazının kime veya hangi kurum ve kuruluşa ait olduğu içerik veya imzadan anlaşılır.Kimin yazdığı belli olmayan yetkili bir memurun imzasını taşımayan veya onu düzenleyen kişi ve kuruluşu göstermeyen yazılı bir belge hiç bir hukuki sonuç doğurmayacağı için TCK anlamında "belge" niteliği de kazanamaz.
Sahte plaka kullanmak suçu, 765 sayılı TCK döneminde Yasanın 332/2. maddesindeki suç kapsamında iken 5237 sayılı TCKT'nun 204/1. madde gerekçesinde "belirtilmelidir ki her ne kadar belgeden söz edilen durumlarda yazılı bir kağıdın varlığı gerekli ise de, bazı durumlarda belgenin varlığı için yazının kağıt üzerinde bulunması gerekmez.Bir metal levha üzerine yazı yazılması halinde de belgenin varlığını kabul etmek gerekir.Bu itibarla araç palakaları da resmi belge olarak kabul edilmek gerekir" şeklindeki anlatım ile bir araç palakasının sahte düzenlenmesi de TCK'nun 204/1. maddesindeki "resmi belgede sahtecilik "suçunun konusunu oluşturacaktır.Ayrıca 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 2. maddesine dayanılarak çıkarılan 18.07.1997 günlü Resmi Gazete ile yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 30. maddesine göre "trafiğe çıkacak araçlarda plaka bulunması zorunlu olup tescil plakalarında işlemi yapan tescil kuruluşu ile plaka basım işlemini gerçekleştiren kuruluşun mühürleri bulunur" hükmü uyarınca plakalarda hem işlemi yapan tescil kuruluşu olan Emniyet Genel müdürlüğü ile hem de plaka basım işini yapan Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Fedarasyonunun mührünün bulunması zorunlu iken maddede 09.09.2011 gün ve 28049 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmeliğin 3. maddesiyle yapılan değişiklik sonucu bu tarihten itibaren yalnızca plaka basım işini yapan kuruluşun mührünün bulunması gerekmekte olup, tesçil işlemini yapan Emniyet Genel Müdürlüğünün mührünün aranması zorunluluğu kaldırılmıştır.
Diğer yandan bir belgenin dayanağı olan mevzuatta o belge için aranılan örneğin başlık ,paragraf,soğuk damga,resmi mühür,sayı ,tarih, konu, başlık vb gibi genellikle o belgede bulunması gereken biçimsel koşullar da belirtilmiş olabilir.Nitekim tescil palakalarında bulunması gereken nitelik ve ölçüler, takılan yer ve sayısı, harf ve rakam grupları, renk gibi şekil yönünden bulunması gereken hususlar ise Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 53-59. maddeleri arasında gösterilmiştir. Ancak bir belgede bulunması gereken biçimsel unsurda bir veya birden fazla eksiklik o belgenin aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığına ilişkin iken, kurucu unsur olan örneğin belgenin imzasız olması,düzenleyicisinin bulunmaması o belgenin öncelikle hukuki sonuç doğurucu özelliğinin bulunup bulunmadığına ilişkindir.Bu açıdanda sahte olarak düzenlenen bir belgenin aldatma yeteneğine haiz olup olmadığı ile henüz bu aşamaya gelmeden ceza kanunundaki "resmi belgede sahtecilik" suçunun konusu olabilecek bir belge olup olmadığı hususu aynı şey değildir.Zira ilkinde fail sahte bir belgeyi düzenlemiş olmasına rağmen cezalandırılıp cezalandırılmayacağı suçun unsuru olan aldatma yeteneğinin var olup olmadığına bağlı iken ikincisinde ise failin henüz cezalandırılabilecek sahte bir resmi belge üretip üretmediği önem kazanmaktadır.Örnek vermek gerekirse tamamen sahte olarak düzenlenip imzalanmış bir resmi belgede mevzuat gereği bulunması gereken bir şekil unsurunun eksikliği, (o belgedeki sayı numarası yanında aranan sıra numarasının bulunmaması gibi) belgenin iğfal kabiliyetini taşıyıp taşımadığını gündeme getirir. Ancak aynı belgede tüm şekil unsurları tamam olmasına rağmen yetkili kişi tarafından imzalanmamış olması halinde ise bu belge hukuki sonuç doğuran,bir hakkın doğmasına, hukuksal ilişkinin veya bir olayın, olgunun kanıtlanmasına sağlayan bir niteliği olmadığı kısaca hiç bir hukuki sonuç doğurmayacağı için bu durumda sonraki aşama olan iğfal kabiliyetine haiz olup olmadığı değerlendirmesinin önemi yoktur.Bu halde sahtecilik suçu oluşmayacaktır.
Bu açıklamalardan sonra, sanıklardan Mustafa'nın diğer sanık ...'den aldığı araca ... numaralı plakalar takılı olduğu halde park halindeki araçta içki içtiği sırada polislerce yapılan kontrol sırasında yakalanması üzerine, yapılan kriminal incelemede ele geçen plakalarda bulunması gerekli soğuk mühür izlerinin olmadığının belirlendiği olayda; ele geçen plakalar nedeniyle sanık ... hakkında resmi belge düzenlemek sanık ... hakkında da resmi belge kullanmak suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
Düzenlenen 28.01.2008 tarihli kriminal polis laboratuvarı ekspertiz raporunda ... ibareli 2 adet tescil palakaları üzerinde basılı olması gereken trafiğe ait olması gereken soğuk mühür izlerinin bulunmadığının belirlendiği bu eksikliğin görüş şartlarının (karanlık,uzak mesafe,aracın seyir halinde olması, hava şartları vb. )elverişsiz olması halinde ilk ve kolaylıkla fark edilemeyeceğinden tescil plakalarının oto üzerinde takılı iken aldatma kabiliyetine haiz olacağı belirtilmiştir.
Öncelikle sahte üretilen bir belgenin aldatma yeteneğine haiz olduğunu kabul edebilmek için o belgenin objektif olarak birden fazla kişiyi kandırabilecek nitelikte bulunması ve yapılan sahteciliğin duyu organları ile anlaşılabilir olmaması, özel bir incelemeye tabi tutulmadıkça sahteliğinin anlaşılamaması, belgenin gerçek olmadığı yönünde bir kuşku yada şüphe uyandırmaması gerekir.Aksi halde somut olayda olduğu gibi, bir belgenin aldatma yeteneğine haiz olup olmadığı kişi ,yer, zaman, coğrafi koşullar,içinde bulunulan durum vb gibi değişken şartlara veya ibraz edilen kişinin subjektif değerlendirmesine göre belirlenemez.
Diğer yandan yukarıda açıklandığı üzere, düzenlenmesi halinde resmi belgede sahtecilik suçunun konusunu oluşturan suça konu plakaların mevzuat gereğince bulunması zorunlu olan "soğuk mühür izini" taşımadıkları kriminal raporla sabittir.Dolayısıyla bu halde henüz hukuki sonuç doğurucu ,hüküm ifade eden sahte "resmi belge" vücuda getirilememiştir.Bu durumda da sanıkların resmi belge düzenledikleri ve kullandıklarından söz edilemez.Aksi halde örneğin bir kısım apartman ve sitelerde oturan kişilerin araçlarının park yerlerini göstermek için otopark yerlerine asılan ve görünüm itibariyle de araç palakalarından farksız metal levhaları "resmi belge" olarak kabul etmek gerekir. Oysa üzerinde soğuk mühür izi bulunmayan ve hiç bir hukuki sonuç doğurmayan bu levhaların resmi belge olmadığı kuşkusuzdur.
Açıklanan bu sebeplerden dolayı hükmün ONANMASI kararına karşıyım.
Full & Egal Universal Law Academy