MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM : Sanık ... için;
a)5237 sayılı TCK'nun 204/1, 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin. b)5237 sayılı TCK'nun 267/1, 62, 63. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin.
Sanık ... için;
5237 sayılı TCK 'nun 204/1, 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin.
I- Sanık ... müdafii ile sanık ...'ın, 'resmi belgede sahtecilik' suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Her ne kadar gerekçeli karar, sanık ...'ın, sorgusunda adresi olarak beyan ettiği ... Palace Hotel'inin katibine 02.04.2010 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, Tebligat Kanununun 18. maddesinde; 'Tebliğ yapılacak şahıs otel, hastane, tedavi veya istirahat evi, fabrika, mektep, talebe yurdu gibi içine serbestçe girilemeyen veya arananın kolayca bulunması mümkün olmayan bir yerde bulunuyorsa, tebliğin yapılmasını o yeri idare eden veya muhatabın bulunduğu kısmın amiri temin eder. Bunlar tarafından muhatabın derhal buldurulması veya tebliğin temini mümkün olmazsa, tebliğ kendilerine yapılır.' denmesi karşısında, tebligatın usulüne uygun olmadığı cihetle temyiz süresi işlemeye başlamayacağından sanığın 26.04.2010 havale tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu kabulüyle yapılan incelemede;
Kasten işlenen bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanması gereken ancak kararda gösterilmeyen 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinde yazılı hak yoksunluklarının infaz sırasında nazara alınması olanaklı görülmüştür.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, yüklenen suçun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış ve incelenen dosya içeriğine göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık ... müdafii ile sanık ...'ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
II- Sanık ... müdafiinin, sanık hakkında 'başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması' suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz itirazlarına gelince;
1-TCK'nun 268. maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanması gerekmektedir. 5237 sayılı TCK’nun 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” araç kullanamayacak kişinin, bu halde araç kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin bilimsel olarak kabulü gerektiği cihetle, somut olayda sanığın 0,54 promil alkollü araç kullanması nedeniyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu gereğince trafik ceza tutanağı düzenlenmesi şeklinde idari yaptırım uygulanması sırasında; mağdur ...'e ait sürücü belgesini görevlilere ibraz etmesi eyleminin, sanığın güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğine ve alkol düzeyinin trafik için tehlike arz edecek düzeyde olduğuna dair dosya içinde bir delil bulunmadığı da dikkate alındığında, TCK’nun 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturacağı, hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi,
2-Kabule ve uygulamaya göre de;
a-Yüklenen 'başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması' suçu sabit kabul edilip bu suçtan uygulama yapıldığına göre, dayanak kanun maddesi olarak 5237 sayılı TCK'nun 268. maddesi delaleti ile aynı kanunun 267/1. maddesi yerine sadece TCK'nun 267/1. maddesi yazılması,
b-Hükümden önce, 08.02.2008 günlü 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesiyle değişik 5271sayılı CMK’nun 231 ve TCK’nun 7/2. maddeleri gereğince, sanık hakkında 'hükmün açıklanmasının geri bırakılması’ kararı verilip verilmeyeceği hususunun tartışılmaması,
c-Kasten işlenen bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanması gereken 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinde yazılı hak yoksunluklarının kararda gösterilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık ... müdafıinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy