MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin hükmolunan cezanın türü ve süresine göre koşulları bulunmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 318. maddesi uyarınca reddine oybirliğiyle karar verildikten sonra gereği görüşüldü:
1-Yapılan duruşmaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; ancak:
5237 sayılı TCK'nun 43. maddesinin, 765 sayılı TCK’nun 80. maddesinden farklı olarak; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olup, somut olayda senetlerin farklı tarihlerde düzenlendiklerine ilişkin delil bulunmaması karşısında aynı anda düzenlendiklerinin kabulü gerektiği cihetle, 765 sayılı Yasanın aksine, 5237 sayılı Yasanın zincirleme suça ilişkin hükmünün uygulanamayacak olması nedeniyle sanıklar lehine olduğunun gözetilmemesi ve sanık ...'a ek savunma hakkı da verilmeden 765 sayılı TCK'nun 80. maddesi gereği cezasında artırım yapılması,
Yasaya aykırı ise de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasa’nın 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Yasa'nın 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından “765 sayılı TCK'nun uygulanmasına ilişkin ibarelerin çıkartılarak, yerlerine “5237 sayılı Yasa'nın 204/1. maddesi gereğince sanığın 3 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanıklar müdafilerinin dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik temyizlerine gelince:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen "dolandırıcılık" suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. Esas No : 2012/7113 maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Kanunun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 11/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy