MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Suça konu nüfus cüzdanının heyetimizce incelenmesi neticesinde sahteliğinin ilk nazarda ve kolaylıkla dikkati çekmeyeceği cihetle aldatma yeteneğine haiz olduğundan tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak olunmamıştır.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezanın nitelik ve derecesi takdir kılınmış ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 11.05.2015 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Belgelerde sahtecilik suçlarında gerek yargısal kararlarda gerekse öğretide genellikle kabul edilen görüşe göre suçun hukuki konusu kamu güvenidir. Belgelerde yapılan sahteciliğin ilk bakışta ve herkes tarafından anlaşılabilecek derecede olması halinde kamu güveni sarsılmayacak ve dolayısıyla suç meydana gelmeyecektir. Aldatma yeteneğinin ortak suç unsuru olduğu gerek öğretide gerekse uygulamada kabul edilmektedir.
Yargıtay uygulamalarına göre aldatma yeteneğinin varlığı için belgenin nesnel olarak aldatma gücü olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Muhatabın dikkatsiz ve özensiz davranışlarından kaynaklanan fiili işgale dayalı olarak işlem yapılması aldatma yeteneğini göstermez.
5237 sayılı TCK'nun 204. maddesinin gerekçesinde resmi belge, bir kamu görevlisi tarafından görevi gereği olarak düzenlenen yazıyı ifade etmektedir. Diğer taraftan resmi belge, aynı zamanda devlet bürokrasisinin ürettiği bir belgedir. Bu nedenle her resmi belge, kendisine dayanak olan bir ön düzenlemeye dayanır. İşte resmi belgenin varlığı ve geçerliliği için ön düzenlemeye uygun oluşturulmalıdır. Mevzuat gereği olarak resmi belgede bulunması gereken başlık, sayı, tarih, imza, mühür vb. gibi şekil koşullarının mevcut olup olmadığı incelenmelidir. Bu husus aldatma yeteneği yönünden önemlidir.
Bu açıklamaların ışığında somut olayı incelediğimizde;
Sanığın kendi fotoğrafı yapıştırılmış ve başka bir kişinin kimlik bilgilerini taşıyan sahte düzenlenmiş nüfus cüzdanı ile bir bankadan para havalesini almak istediği sırada yakalandığı; ele geçirilen nüfus cüzdanı üzerinde soruşturma evresinde Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarlarında yapılan incelemede belgenin aldatma yeteneğini taşıdığı ve yapılan yargılama sonunda da sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmaktadır.
Sahte nüfus cüzdanı incelendiğinde, fotoğraf dışında soğuk mühür izinin devam ettiği net bir şekilde görülmektedir. Mevzuat gereğince cüzdanda yer alması gereken mühür izinin fotoğraf dışında da devam etmesi gerekmekte olup, bu husus aldatma yeteneği yönünden son derece önemlidir.
Yargıtay'ın aşağıda belirttiğim kararları da bu doğrultudadır.
"Belgelerde yapılan sahteciliğin aldatma yeteneği bulunup bulunmadığının takdir ve tayini hakime ait olup, 18.01.2008 tarihli tutuanakta "nüfus cüzdanının incelenmesinde fotoğrafın sonradan yapıştırıldığının anlaşıldığının", 15.02.2008 tarihli kriminal raporunda ise "belgede basılı bulunan soğuk mühür izinin fotoğraf üzerinde devam ve iz düşümünün bulunmadığının" belirtilmesi karşısında suça konu belge getirtilip üzerinde gözlemde bulunulmadan, aldatma yeteneğinin ne şekilde oluştuğu karar yerinde de açıklanıp tartışılmadan ve denetime olanak verecek şekilde dosya içinde bulundurulmadan eksik soruşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi" 11. C.D. 13.12.2012, 11572/21640
"Belgede yapılan sahtecilik suçunda aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayini hakime ait olup suça konu nüfus cüzdanına yapıştırılan fotoğraf üzerindeki soğuk damga izinin belge üzerinde devam etmediğinin anlaşılması karşısında aldatma yeteneğinin ne suretle gerçeştiği karar yerinde açıklanıp tartışılmadan sanık hakkında yazılı şekilde hükümlülük kararı verilmesi" 11. C.D. 04.07.2012, 18998/13263
Suça konu nüfus cüzdanına yapıştırılan fotoğraf üzerindeki soğuk damga izinin belge üzerinde devam etmediğinin anlaşılması karşısında aldatma yeteneğinin gerçekleşmediği, bu nedenle sanığın mahkumiyet hükmünün tebliğname gibi bozulması yerine onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne karşıyım.
Full & Egal Universal Law Academy