MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik ve görevi ihmal
HÜKÜM : 1- Sanıklar ... ve ... hakkında; TCK.nun 204/1, 204/3, 43/1, 53/1, (... için 58/6) maddelerine göre 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası, hak yoksunluğu
... hakkında; mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına,
2- Sanık ...; TCK.nun 204/1, 204/3, 53/1 maddelerine göre 2 yıl 6 ay hapis cezası, hak yoksunluğu,
3- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ... hakkında; 765 sayılı TCK.nun 230/1, 59/2, 647 sayılı Yasanın 4, TCK.nun 72, 647 sayılı Yasanın 6. maddelerine göre 1.307 TL adli para cezasının ertelenmesine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına
Sanık ... müdafii ile sanıklar ..., ... ve ...'ın yasal şartları oluşmayan duruşmalı inceleme istemlerinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 318. maddesi uyarınca reddine karar verilip incelenerek gereği görüşüldü:
I- Sanıklar ... ve ... müdafilerinin, sanıklar hakkında 'resmi belgede sahtecilik' suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Kararın gerekçe kısmında her ne kadar lehe yasanın belirlenmesi amacıyla 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK arasında karşılaştırma yapılmış ise de, dosya kapsamına göre iştirak halinde hareket ettiklerinin kabulünde zorunluluk bulunan sanıklar tarafından sahte olarak düzenlettirilen son vekaletnamenin 15.07.2005 tarihli olup 18.07.2005 tarihinde tapu dairesine sunularak kullanılması karşısında, infazda oluşabilecek tereddütleri gidermek bakımından bu iki sanık yönünden suç tarihinin 18.07.2005 olarak gerekçeli karar başlığına eklenmesi olanaklı görülmüş, 5237 sayılı TCK.nun 204/1. madde ve fıkrası uyarınca hükmolunan temel cezanın, aynı maddenin 3. fıkrasının tatbikiyle yarı oranında artırılmasına ilişkin kısımda, tapu kayıtlarının da kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmi belgeler olduğundan bahsedilmiş ise de, aynı bölümde sahte vekaletnamelerden dolayı da artırım yapıldığının belirtilmesi karşısında bu isabetsizliğin sonuca etkili olmadığı kabul edilmiş, suç tarihleri arasındaki zaman dilimi de gözetildiğinde, her bir sahte vekaletname ile satış işleminin kendi içinde müteselsilen işlenen ayrı ve bağımsız bir suç oluşturduğu gözetilmeden zincirleme şekilde işlenen tek suçtan hüküm kurulması, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, yüklenen suçun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, takdiri indirim maddesinin uygulanmama nedenleri gösterilmiş, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosya içeriğine göre verilen hükümlerde eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanıklar müdafilerinin; sanıklarda suç işleme iradesinin bulunmadığına, sanıkların katılandan alacaklı olduklarına, savunma haklarının kısıtlandığına, eksik araştırma yapıldığına ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle belirtilen hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
II- Sanık ... müdafii ile sanıklar ..., ... ve ...'ın, 'görevi ihmal' suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen ‘görevi ihmal’ suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihlerinden, temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık ... müdafii ile sanıklar ..., ... ve ...'ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
III- Sanık ... müdafiinin, sanık hakkında 'resmi belgede sahtecilik', sanık ...'ın ise 'görevi ihmal' suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelen temyiz itirazlarına gelince;
1- Sanık ... yönünden;
Sahte düzenlenmiş vekaletnameyi kullanarak vekil sıfatıyla katılana ait taşınmazı sanık ...'a tapuda sattığı iddiasıyla açılan kamu davasında sanığın, “Ben emlakçılık yaparım. Aynı zamanda tapu işlemlerini de takip ederim. İşyerimde olmadığım bir gün iki bayan işyerime gelip, oğlum ... ... ... görüşmüş. Beni oğlum cep telefonumdan
aradı. Tapu işlemlerini yaptıracaklarını ve vekaletname vermek istediklerini söyledi. Ben de oğluma özel vekaletname verirlerse işlemleri yaparız dedim. Vekaletnamede alıcının da isminin yazılmasını istedim. Notere gidip vekaletname yaptırmışlar. Vekaletnameyi benim adıma yaptırmışlar. Sanık ... vekaletnameyi getirdi. Ben de bu vekaletnameye dayanarak tapu dairesinden işlemleri yaptım. Meskeni sanık ...'a devrettim...” şeklindeki savunması suça konu, katılan Safıye'nin kendisini taşınmaz mal satışı için yetkilendirdiğine ilişkin vekaletnamenin, noterde düzenlenmiş bir şekilde kendisine getirilmeden önce sanık ...'la karşılaştıklarına veya bu sanığı olay öncesinde tanıdığına ilişkin delil bulunmaması, suça konu vekaletnamenin müstenidatı olan sahte nüfus cüzdanı üzerindeki fotoğrafın, dosya içinde bulunan ekspertiz raporunda belirtildiği üzere, katılana ait bir fotoğrafın yüz kısmında ufak rötüşler yapılmak ve arka planın temizlenip kırmızı renkli başka bir arka plan yerleştirildikten sonra çoğaltılan resimlerden biri olduğu da gözetildiğinde, sanık ...'ın aslında kendisine vekalet veren kişi olduğunu bilebilecek durumda olmadığı gibi bunun aksini gösterir bir delil de bulunmaması karşısında, savunmasının aksi ispatlanamayan sanığın yüklenen suçtan beraati yerine, satıcı ve alıcının aynı kişi olduğunu bildiğinden bahisle yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması,
2- Sanık ... yönünden ise;
Hüküm kısmına "..." olarak yazılan isminin mahallinde "..." şeklinde düzeltilmesi olanaklı görülmüştür.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
Ancak, sanığın sahte düzenlediği ve onayladığı vekaletnamenin 15.07.2005 tarihli olması karşısında, bu tarihte yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK hükümlerinin tatbiki gerektiği gözetilmeden, suç tarihinde yürürlükte bulunmayan 765 sayılı TCK hükümlerine göre uygulama yapılması,
Yasaya aykırı, sanık ... müdafii ile sanık ...'ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bu iki sanık hakkında kurulan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından sanık ...'ın kazanılmış haklarının muhafazasına, 24.02.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy