Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 05.09.2013 gün ve 2013/14007/55171 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16.09.2013 gün ve KYB 2013/300742 sayılı ihbarnamesi ile;
Resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından şüpheliler ..., ..., ...Elektrik Elektronik San. ve Tic. Ltd. Şti. ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 14/02/2013 tarihli ve 2012/139741 soruşturma, 2013/9146 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin, mercii Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/04/2013 tarihli ve 2013/337 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya baslar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." seklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, müştekinin iddiasına ilişkin ifadeleri alınan şüphelilerden ... ve ...'nin suça konu senedi tanzim etmediklerini yalnızca imzaladıklarını beyan etmeleri, ... ve ...'nin ise suça konu senet üzerinde bulunan yazı ve imzaların kendilerine ait olmadığını beyan etmeleri, ancak aldırılan 11/02/2013 tarihli bilirkişi raporuna göre senet üzerindeki imzaların şüphelilerin her birine ayrı ayrı ait olduğu ile senet üzerindeki yazıların da ...'ye ait olduğunun saptanması karşısında gerekirse müştekinin de imza ve yazı örnekleri alınıp yeniden bir bilirkişi raporu aldırılarak iddiaların açıklığa kavuşturulması gerekirken yeterli soruşturma işlemi yapılmaksızın kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, ortada 5271 sayılı Kanun'a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun'un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:
İncelenen dosya içeriğine göre; daha önceden doğmuş borca karşı verilen bonodaki borçlu ve kefillere ait imzaların kendilerine ait olduğunun belirlenmesi karşısında; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına verilen 14.02.2013 gün ve 2012/139741 soruşturma, 2013/9146 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin, mercii Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.04.2013 gün ve 2013/337 değişik iş sayılı kararında bir isabetsizlik bulunmadığı cihetle, kanun yararına bozma isteminin CMK.nun 309. maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 08.01.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.