MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
1 – Sanıkların yetkisiz oldukları halde, katılan adına çek keşide ettiklerinin iddia ve kabul olunduğu olayda, sanıkların aşamalarda aile şirketi olduklarını ve suça konu çekleri keşideci görünen ...' ın bilgisi dahilinde düzenlediklerini, bu şekilde birçok çek keşide ettiklerini savunmaları, katılan ...'in sanık savunmalarını kabul etmediği, 31.10.2006 tarihinde sanık ...'e çek keşide edebilmesi için vekaletname çıkarttığını ancak 27.07.2007 tarihinde azlettiğini, suça konu çeklerin kendi adına keşide edilmesinden haberinin olmadığını, şikayetçi ...' nin ise ifadesinde sanıklar ile katılan ...' in birlikte çalıştıklarını ve bu kişilerle uzun süredir bu şekilde alışveriş yaptıklarını ve devamlı ticari ilişki içinde olduklarını beyan etmesi karşısında, ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.03.1992 gün ve 80/98, 19.04.2005 gün ve 221-38 sayılı kararlarında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere, belgede sahtecilik suçlarında önceden verilen rıza üzerine borçlu yerine onun imzasının atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği cihetle; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından, sanıklar tarafından ... adına benzer şekilde daha önce çek keşide edilip edilmediğinin, keşide edilmişse bu çeklerin ödenip ödenmediğinin araştırılarak açıklığa kavuşturulmasından sonra toplanan delillerin birlikte değerlendirilip sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tayin edilmesi gerektiği gözetilmeyerek ,eksik soruşturmaya dayalı olarak yazılı şekilde hüküm verilmesi,
Kabule göre de;
2 - Sanık ...'in suça konu çekler üzerinde yazı ve imzasının bulunduğuna ilişkin bir bulgunun da olmaması karşısında, yüklenen resmi belgede sahtecilik suçuna bilerek iştirak ettiğine dair delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde tartışılıp gösterilmeden, dosya kapsamına uymayan yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyet hükmü tesis edilmesi;
3 – Sanık ...' in gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin TCK'nun 63. maddesi uyarınca hükmolunan cezasından mahsubuna karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, yasaya aykırı,
4 – 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş ve sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.03.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy