MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmak
HÜKÜM: Mahkumiyet
Gerekçeli karar başlığında yanlış yazılan suç tarihinin “21.08.2010” olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
I-) Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında yeniden değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 58/7. maddesi gereğince “mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, infazda duraksamaya, karışıklığa neden olacak ve infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesi,
2- Adli emanetin 2010/4230 sırasında kayıtlı sahte sürücü belgesinin dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmesi gerekirken TCK'nun 54. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından “ ... taktiren 1 yıl süreyle...” ibaresinin çıkartılması ve “... TCK'nun 54. maddesi uyarınca müsaderesine” ibaresi çıkartılıp yerine “... dosyada delil olarak saklanmasına” yazılması suretiyle eleştiri dışında sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-) Sanığın “Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmak" suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
1- Dolandırıcılık suçunu işlediği iddiası ile yakalanan sanığın üzerinde suça konu ... adına düzenlenmiş sahte sürücü belgesinin ele geçirilmesinden ibaret olayda, 21.08.2010 tarihli yakalama ve muhafaza altına alma tutanağına göre, emniyet görevlilerince gerçek kimlik bilgileri önceden bilinen sanık hakkındaki soruşturmanın gerçek ismi üzerinden yürütüldüğü anlaşılmakla; TCK'nun 268. maddesinde yazılı iftira suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
2- Mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 58/7. maddesi gereğince “mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, infazda duraksamaya, karışıklığa neden olacak ve infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesi,
Yasaya aykırı,
3- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.