MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği
HÜKÜM : Katılma talebinin reddi, mahkumiyet
I. Müşteki ...'nün temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Posta dağıtıcısı olarak görev yapan sanığın ... ve ... adına olan tebligat evraklarını, bu kişilere bizzat teslim etmiş gibi işlem yaptığı iddiasıyla açılan kamu davasında, bu suçtan doğrudan zarar görmeyen şikayetçi ...’nün katılma hakkı bulunmadığı ve mahkemece 03.05.2012 tarihinde katılma talebinin reddedildiği cihetle, adı geçen şikayetçi vekilinin vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II. Sanık hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan hükümlere yönelik müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Sanık müdafiinin vaki duruşmalı inceleme isteminin, hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 318. maddesi gereğince REDDİNE karar verilerek yapılan incelemede;
1. Belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğu cihetle, suça konu belge asılları incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve denetime olanak verecek şekilde belge asıllarının dosya içine konulması gerektiği gözetilmeden ve bu belgelerin iğfal kabiliyetinin ne şekilde oluştuğu da kararda tartışılıp değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Kabule göre de;
a) Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.04.2014 gün, 2013/11-397 E., 2014/202 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK.nun “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağınının kabulü gerekeceği de gözetilerek açıklanan ilkeler doğtultusunda, sanığın farklı zamanlarda, katılan ve müşteki adına düzenlenen tebligat evraklarını bizzat tebliğ ettiklerine dair taklit imza attığının anlaşılması ve atılı suça konu evrakların birbirine yakın tarihlerde düzenlenmiş olması karşısında, suçun unsurlarının varlığının tespiti halinde, eylemlerinin kül halinde zincirleme şekilde memurun resmi belgede sahteciliği suçunu oluşturacağının gözetilmemesi,
b. 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy