MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek
HÜKÜM : Mahkumiyet
1-5327 sayılı TCK'nun 205. maddesindeki "resmi belgeyi bozmak, yok etmek ya da gizlemek" suçunun oluşabilmesi için resmi bir belgenin içeriğindeki bilgilerin anlaşılmaz, kullanılamaz hale getirilmekle birlikte maddi varlığına dokunulmaksızın ondan faydalanma olanağının imkansız hale getirilmesi suretiyle bozulması veya belgenin maddi varlığına son verilerek yok edilmesi ya da belgenin bütünlüğüne dokunmaksızın hak sahibinin ondan yararlanmasını engelleyecek şekilde gizlenmesi gerekmektedir. Failin bir belgeyi ortadan kaldırmak, bozmak veya gizlemekle elde etmek istediği sonuç, hak sahibinin o belgeden yararlanmasını engellemekten ibarettir. Nitekim, belge ortadan kalkınca veya bozulunca bu yararlanma olanağı kalmayacağından failin elde etmek istediği sonuç da gerçekleşecektir. Gerçek belgenin aslı ortadan kaldırılarak veya bozularak sonuç elde edildiğinde suç da tamamlanmış olur. Belgenin bozulması, yok edilmesi veya gizlenmesinin amacı hak sahibinin suça konu belgeden yararlanmasının önlenmesidir. Diğer bir anlatımla anılan suç, hak sahibinin o belgeden yararlanmasını engellemek amacıyla kanıt değeri taşıyan belgelerin ortadan kaldırılması bozulması ya da gizlenmesi suretiyle oluşacaktır. Belge üzerinde tasarruf yetkisi bulunan bir kimsenin belgeyi bozması, yok etmesi veya gizlemesi halinde ise hak sahibinin suça konu belgeden yararlanmasının engellenmesi söz konusu olmadığından TCK'nun 205. maddesindeki suç da gerçekleşmeyecektir.
Somut olayda:sanığın katılandan aldığı 26.11.2010 tanzim tarihli suça konu çekin tanzim tarihini 26.02.2010 olarak değiştirip kullanmaktan ibaret eyleminde: herhangi bir hakkın kullanımının engellenmemesi nedeniyle resmi belgeyi bozma suçunun unsurlarının oluşmadığı, suça konu belgede gerçekleştirilen sahteciliğin iğfal kabiliyetini taşıması ve suçun sübutu halinde eylemin TCK'nun 204/1. maddesindeki suçu oluşturacağı ve belgelerde yapılan sahteciliğin aldatma yeteneği bulunup bulunmadığının takdir ve tayininin de hakime ait olduğu gözetilerek, suça konu belge getirtilip üzerinde gözlemde bulunularak aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının tespiti ile bulunması halinde suç tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunun 707.(6102 sayılı TTK'nın 795.) maddesindeki 'çek görüldüğünde ödenir' şeklindeki düzenlemeye göre ilgili bankadan ileri tarihli düzenlenmiş çekin bankaya ibrazında ödenmesinin mümkün olup olmadığı sorularak olması halinde eylemin gereksiz sahtecilik olacağı da gözetilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun taktir ve tayini yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Kabule göre: Adli emanetin 2011/614 nosunda kayıtlı bulunan tahrif edilmiş çekin dosyada delil olarak saklanması yerine katılana iadesine karar verilmesi yasaya aykırı,
3-5237 Sayılı Yasanın 53. maddesinin 1-a,b,d ve e bentlerindeki haklardan mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, aynı maddenin birinci fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilen hükümlünün kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin Anayasa Mahkemesi' nin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.02.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy