MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi
NUMARASI : 2006/1208 (E) ve 2009/561 (K)
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.03.1992 gün ve 80/98 sayılı kararında açıklandığı ve Dairemizin benzer birçok kararında vurgulandığı üzere: belgelerde sahtecilik suçlarında kast, zarar vermek bilinci ve iradesi olarak kabul edilmelidir. Mağdurun önceden verdiği rıza üzerine onun imzasını taklit ederek kullanan failde mağdura zarar vermek bilinci bulunmayacağından kastın varlığı ileri sürülemez. Ancak doğal olarak, rıza üzerine başkasının imzasını taklit eden failin, mağdura herhangi bir zarar vermeyeceği kanısı ile hareket ettiği sabit olmalıdır. Mağdurun rızasının kastı ortadan kaldırabilmesi için fiilin işlenmesinden önce açıklanması zorunludur. Mağdurun rızası açık olabileceği gibi zımni de olabilir. Özellikle iki kişi arasındaki ilişkiler, böyle bir rızanın varlığını ciddi olarak kabule elverişli olduğu takdirde, bu rızaya dayanarak başkasının imzasını atan kimsede suç kastının varlığı kabul olunamaz.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanık ..'in, eşi... adına şarküteri işlettiği, eşinin vermiş olduğu vekaletnameye istinaden almış olduğu çek koçanlarından keşide ettiği suça konu çekin karşılıksız çıkması üzerine sahtecilik suçunu işlediğinin iddia ve kabul edildiği olayda; sanığın suç kastının belirlenebilmesi bakımından sanık tarafından bu suretle düzenlenmiş çeklerin olup olmadığı, varsa ödenip ödenmediği araştırılıp sanığın eşi olan ...'ın tanık olarak dinlenerek çekin bilgisi ve rızası dahilinde keşide edilip edilmediği sorularak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.12.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy