MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi ve özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1 - Sanığın kiracısı olduğu işyerinin elektrik faturası borcunu işyeri sahibi olan ...' un ödemesini sağlamak amacıyla ...'a müracaat ederek 10.05.2011 tarihli dilekçe ve aynı tarihte düzenlenmiş görünen bonoyu verdiğinin iddia ve kabul olunduğu olayda, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.12.1992 tarih ve 1/5 ve Ceza Genel Kurulu'nun 24.03.1998 gün ve 51/106 sayılı kararlarında açıklandığı üzere kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için, ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanununda öngörülen bütün unsurlarını taşıması gerekir. Aksi takdirde yasal unsurları taşımayan bir kambiyo senedinde sahtecilik yapılması halinde fiil, özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacaktır. Suç tarihinde yürürlükte bulunan Türk Ticaret Kanununun 688/6 ve 689/4. maddeleri uyarınca bonoda lehdar ve tanzim yerinin yazılı bulunması zorunludur, tanzim edildiği yer gösterilmeyen bir bono tanzim edenin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun anılan kararında belirtildiği üzere düzenleme (keşide) yerinin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek ve başka yerleşim yerlerini çağrıştırmayacak biçimde açık, net ve herkes tarafından anlaşılabilir şekilde gösterilmesi gerekir. Dosya içerisinde örneği bulunan suça konu bonoda lehdar ve düzenleme yeri açıkça belirtilmemiş, senedi düzenleyen ismi yanında da "... CAD. NO ... ....” biçiminde gösterilen adres hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde anlaşılabilir bir idari birim adını ifade etmemektedir. Bu itibarla, suça konu senedin bono vasfını taşımadığı, özel belge niteliğinde olduğu, sanığın eyleminin TCK.nun 207/1. maddesinde düzenlenmiş özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden, TCK.nun 204/1 ve 207/1, 62. maddeleri gereğince ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilmesi yasaya aykırı,
2 - 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeblerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.06.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy