MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Memurun resmi belgede sahteciliği
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında 5237 sayılı TCK'nun 204/1 ve 43. maddeleri uyarınca belirlenen 2 yıl 6 ay hapis cezasından TCK'nun 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken “2 yıl 1 ay hapis” cezası yerine, hesap hatası sonucu “1 yıl 13 ay hapis” ile 158/1-e-f-j ve 43. maddeleri uyarınca belirlenen 3 yıl 9 ay hapis cezasından TCK'nun 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken “3 yıl 1 ay 15 gün hapis” cezası yerine, hesap hatası sonucu “2 yıl 13 ay 15 gün” hapis cezasına hükmolunması, suretiyle yazılı şekilde eksik ceza tayini isabetsizliği aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
I- Sanıklar ..., ..., ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve sanık ...'nun nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına karşı yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık ...'nun yokluğunda verilip, sorgusunda bildirdiği mernis adresine Tebligat Kanunu 21. maddesine göre 25.03.2013 günü usulüne uygun şekilde tebliğ edilen hükmü, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süresinden sonra 05.04.2013 tarihli dilekçe ile temyiz ettiği, anlaşılmakla; sanıklar ... ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" ilişkin kararın 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı CMK'nun 231/12. maddesi uyarınca ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.02.2009 gün ve 250/13 sayılı kararında da açıklandığı üzere itiraza tabi olduğu cihetle; söz konusu kararlara karşı sanıklar tarafından yapılan itirazın da mercii tarafından karara bağlandığı anlaşılmakla, sanıkların vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK' nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına karşı sanıklar ve bir kısım sanıklar müdafilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında yeniden değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, bir kısım sanıklar yönünden cezayı artırıcı ve tüm sanıklar yönünden azaltıcı sebebin nitelik ile derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde eleştirilen husus dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanıklar ve müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
III- Sanık ... hakkında sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık, sanıklar ... ile ... hakkında nitelikli dolandırıcılık, sanık ... hakkında ise kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan verilen kararlara karşı yapılan temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
1-Sanık ...'ın ...Belediye Başkanlığının 12.05.2010 tarihli yazısında sanığın belediye muhasebe servisinde daimi işçi olarak görev yaptığının belirtilmesi karşısında, sanığın kendisine ait maaş bordrosunda aldığı maaş miktarını yüksek gösteren belge düzenleyerek bankadan kredi aldığı iddiası ile açılan davada; sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK.'nun 204/2 maddesinde tanımlanan "kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği" suçunu oluşturduğu kabul edilerek bu suçtan hüküm kurulmuş olması nedeniyle, öncelikle sanığının görevlendirme ve işe giriş dosyasının onaylı sureti getirtilerek, görevi gereği düzenlemeye yetkili olup olmadığı hususları araştırılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma sonucu 5237 sayılı TCK'nın 204/2 maddesi uyarınca yazılı şekilde hüküm tesisi,
2- Sanıklar ... ve ...'ın dosya kapsamına göre borçlu sıfatıyla kredi almadıkları, yalnızca banka sözleşmelerini kefil sıfatıyla imzaladıklarının anlaşılması karşısında sanıkların suça iştirakleri ve sahte bordro belgeleri ile kredi alındığını bildiklerine dair delillerin nelerden ibaret olduğunun karar yerinde açıklanıp tartışılması gerektiği gözetilmeden yetersiz gerekçe ile karar verilmesi,
3- Sanık ... bakımından ise,... Şubesinin 27.10.2011 tarihli yazısında sanığın eylemeleri nedeniyle banka zararının bulunmadığının belirtildiğinin anlaşılması karşısında, bu sanık hakkında banka zararının hangi tarihte karşılandığı araştırılmadan ve TCK'nun 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulama olanağı değerlendirilmeden eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, yasaya aykırı;
Kabule göre de;
4- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK' nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.06.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy