MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanıklara tayin olunan cezaların türü ve tutarı karşısında koşulları bulunmadığından, sanıklar ... ve ... müdafilerinin duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanan CMUK'nun 318. maddesi gereğince REDDİNE,
1-Sanıklar hakkında “nitelikli dolandırıcılık” suçundan kurulan hükümlere yönelik sanık ..., sanıklar ..., ... ve ... müdafilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükümleri uyarınca; sanıklara yüklenen 765 sayılı TCK'nun 504. maddesinde düzenlenen “nitelikli dolandırıcılık” suçunun tabi olduğu suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan aynı yasanın 102/4. maddesinde öngörülen asli dava zamanaşımının; 28.04.2004 suç tarihinden iddianamenin düzenlendiği 28.02.2010 tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık ..., sanıklar ..., ... ve ... müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan aynı sanıklar hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen asli zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 5271 sayılı Yasa'nın 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
2-Sanıklar hakkında “kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği” suçundan kurulan hükümlere yönelik sanık ..., sanıklar ..., ... ve ... müdafilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Kararın hüküm kısmında “kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği”ne dair karar başlığının sehven “dolandırıcılık suçundan” olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak görülmüştür.
Kararın gerekçe bölümünde; 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın tespiti gerektiği gözetilmeden ve uygulamalı karşılaştırma yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- Kabule göre ise;
a- Dosya kapsamından, sanık ...'in sahibi olduğu ... Polikliniği'nde yapılan gerçek muayenelerin, hastaların sağlık karneleri üzerinden doktorlar ... ve ... tarafından resmileştirildiği ve ilaçların sanık ...'in işlettiği eczaneden alındığı kabul edildiği halde, sanıklar hakkında TCK'nun 211. maddesinin (suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nun 347. maddesinin) uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
b- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ..., sanıklar ..., ... ve ... müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.10.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy