MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
... Ltd. Şti'nin çalışanı olan sanık ... ile onun akrabası olan ve söz konusu telefon hattını kullandığı iddia edilen diğer sanık ...'ın şikayetçi adına sahte GSM abonelik sözleşmesi düzenlemek suretiyle özel belgede sahtecilik suçunu işlediklerinden bahisle haklarında açılan kamu davasında, müştekinin abonelik sözleşmesindeki imzaların kendisine ait olmadığını beyan ettiği, sanık ...'ın abonelik sözleşmesini müştekinin düzenlediğini ve kendisine verdiğini iddia ettiği, sanık ...'ın ise ...'ın amcasının oğlu olduğunu, müşteki ile gelerek numara taşıma işlemi yaptıklarını, sözleşme ve formdaki yazıların kendisine ait olduğunu, ancak imzaların müşteki tarafından atıldığını savunması, 02.07.2012 tarihli bilirkişi raporuna göre sözleşmedeki yazıların sanık ...'a ait olduğu, ,imzaların müştekiye ait olmadığı ancak sahte imzaların ... elinden çıkmış olmasının mümkün bulunduğunun belirtilmesi ve numaranın diğer sanık ... tarafından kullanıldığının sabit olması karşısında; sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek müşteki adına sahte abonelik sözleşmesi oluşturdukları tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sübuta eren fiilleri nedeniyle, sanıkların hükümden sonra 19.02.2014 tarih ve 28918 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanunun 104 ve 105. maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 63. maddesinin 10. fıkrası ile yaptırıma bağlanan aynı Kanunun 56. maddesinin 4. fıkrasındaki "Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi, işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz" ve 5. fıkrasındaki "Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz" hükümleri ile TCK.nun 7. maddesi karşısında; özel hüküm niteliğinde bulunup lehe olan ve önödeme önerisi gerektiren sanıkların eylemlerinin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiş,
Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.03.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy