MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte kimlik kullanmak, sahte kredi kartı kullanmak
HÜKÜM : Her iki suçtan mahkumiyet
19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinde “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir. (Ek fıkra: 11.01.2011 - 6099 S.K./3.mad.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir aynı Kanunun 21/2. maddesine göre (Ek Fıkra: 11.01.2011 - 6099 S.K./5. mad.) gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” Anılan Kanunun 35/2. maddesinde ise “Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.” hükümleri gözetildiğinde,
Yokluğunda verilen kararın, sanığın sorguda verdiği adresine tebliğe çıkarıldığı ancak tebligatın ''adres yetersizliği'' nedeniyle iade edilmesi üzerine mernis adresine 25.10.2011 tarihinde Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği, bu adreslere daha önceden de geçerli bir tebligatın yapılmadığı ve yukarıda açıklanan Yasa hükümlerine göre, adres kayıt sisteminde adresi tespit edilebilen sanığa Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebligat yapılmasının yerinde olmadığı cihetle; sanığın temyizi süresinde kabul edilip temyiz talebinin reddine dair 11.09.2012 günlü ek kararının kaldırılarak yapılan incelemede gereği görüşüldü:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen 765 sayılı TCK'nun 525/b-2 maddesine muhalefet ve nüfus cüzdanında sahtecilik” suçlarının yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği 13.10.2004 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca istem gibi DÜŞÜRÜLMESİNE, 18.03.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy