MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kimliği hakkında yalan beyanda bulunmak
HÜKÜM : Mahkumiyet
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.06.2009 gün, 5-81/196 ve 05.10.2010 gün, 2010/169-1888 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere; 5271 sayılı CMK’nun 34/2, 231/2 ve 232/6. maddelerinde, hüküm ve kararlarda, başvurunun yapılacağı mercii, yöntemi ve başvuru süresinin başlangıcının hiçbir duraksamaya yer vermeksizin açıkça belirtileceği hükümlerine yer verilmiş olup, yerel mahkeme kararında ise bu hususların gösterilmediği, ayrıca sanığın yokluğunda verilen hükmün 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca yapılan tebliğ işleminin tebliğ yapılan adrese daha önce adli mercilerce usulünce bir tebligat yapılmamış olması ve bu adresin 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35/son maddesi kapsamında sayılan adreslerden bulunmaması nedeniyle geçersiz olduğundan, sanığın 11.10.2012 havale tarihli dilekçe ile yapılan temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede gereği görüşüldü;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen suçun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği tarihten, temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 07.03.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy