MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM: Mahkumiyet
I– "Resmi belgede sahtecilik" suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sahte kimlik belgesinin hukuki kesinti bulunmadan farklı tarihlerde kullanmasında zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde suçun zincirleme şekilde işlendiğinin kabulü ile temel cezanın TCK'nun 43. maddesi uyarınca arttırılması suretiyle fazla ceza tayini,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebepten dolayı, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanunun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, hüküm fıkrasının 2. bendindeki TCK.nun 43. maddesi ile ilgili uygulamalar ile ''2 yıl 6 ay'' ve TCK.nun 62/1. maddesinin uygulandığı bölümlerdeki “2 yıl 1 ay” ibareleri çıkartılarak yerlerine sırasıyla ''2 yıl'' ve “1 yıl 8 ay” ibaresinin eklenmesine, eleştirilen husus dışında sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II– "Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
1- 04.01.2010 tarihli olayda; 5237 sayılı TCK'nun 268. maddesinde tanımlanan suçun oluşabilmesi için sanığın öncelikle 5237 sayılı TCK kapsamında bir suç işleyip kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanmasının gerektiği, somut olayda ise, sanığın kabahat niteliğindeki ehliyetsiz araç kullanma eylemi nedeniyle nüfus cüzdanı kullanılan katılan ... adına trafik para cezası tutanağı düzenlenmesine sebebiyet vermek suretiyle yalan beyanda bulunduğu, sanığın, başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, sürücü belgesi bilgilerini kullandığı ...'yı ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği cihetle, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nun 206. maddesinde düzenlenen "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfının tayininde hataya düşülerek, yazılı şekilde hüküm tesisi ve 12.01.2010 tarihli olayda; sanık hakkında yakalama kararı sebebiyle arandığı sırada suça konu sahte nüfus cüzdanını ibraz ettiğinin anlaşılması karşısında; henüz herhangi bir suç isnadının bulunmaması nedeniyle, iftira suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağı gözetilmeden bu eylemden dolayı sanığın beraati yerine zincirleme işlendiğinden de bahisle mahkumiyetine karar verilmesi yasaya aykırı,
2– Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeblerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı yasanın 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın muhafaza edilmesine, 08.03.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.