Dolandırıcılık suçundan sanık ... hakkında yapılan duruşma sonunda; mahkumiyetine ilişkin Fatih 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 10.05.2006 tarihli hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine; Dairemizin 28.01.2009 gün ve 2008/209 esas 2009/105 karar sayılı ilamı ile onanmasına ilişkin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31.01.2014 gün ve 2014/16026 sayılı yazısı ile 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile değişik 308. maddesi uyarınca itirazda bulunulması üzerine sanığın lehine itirazda süre aranmayacağı da gözetilerek dosya yeniden okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
Müştekinin 05.10.2001 tarihinde savcılıkta alınan ifadesinde, yaklaşık 2 ay önce çocuklarına iş bulmak vaadinde bulunan sanığa 600 TL para verdiğini, parayı verdikten sonra bir iki kez görüştüklerini beyan etmesi, yargılama sırasında da 2001 yılı Haziran ayında parayı verdiğini, daha sonra sanığın başka suçtan tutuklandığını öğrenince dolandırıldığını anlayarak şikayette bulunduğunu belirtmesi, dosya kapsamından da sanığın başka bir suçtan 27.07.2001 tarihinde gözetim altına alınıp 28.07.2001-01.05.2002 tarihleri arasında tutuklu bulunduğunun anlaşılması karşısında; suç tarihinin en aleyhe 27.07.2001 olarak kabulü gerektiği ve anılan tarihten temyiz inceleme tarihine kadar dava zamanaşımı süresinin dolduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde olduğundan kabulü ile Dairemizin 28.01.2009 gün ve 2008/209 esas 2009/105 karar sayılı ONAMA İLAMININ KALDIRILMASINA, karar verilerek yapılan incelemede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen "dolandırıcılık" suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, en aleyhe kabulle suçun işlendiği 27.07.2001 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken, 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanunun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca istem gibi DÜŞÜRÜLMESİNE, 19.02.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy