MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
I. Dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği en aleyhe 17.08.2004 tarihinden, temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta aynı yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2. ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
II. Resmi Belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
1- Ortağı olduğu şirket adına yetkili olmadığı halde atılı suça konu çekleri keşide ettiği ileri sürülen sanığın, kovuşturmada yetkili ortak tanık ...'ın bilgisi dahilinde keşide ettiğini ileri sürmesine rağmen, hazırlıkta, imza incelemesine dair bilirkişi incelemesinden önce, 23.11.2006 tarihinde tanık sıfatıyla alınan beyanında, çek keşide etmeye ... ve ...'ın yetkili olduğunu, çeki de onların keşide ettiğini bildirmesi, çek üzerinde cirosu bulunan ...'ın kovuşturma aşamasında çekleri sanık keşide etmişse de bir şey demeyeceklerini ifade ederken hazırlıkta, çeki nereden aldığını hatırlamadığını, alacağına karşılık verilmiş olduğunu beyan etmesi karşısında, imza incelemesinden önce çeki kendisinin keşide ettiğini inkar eden sanığın resmi belgede sahtecilik kastının bulunduğunun kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile beraat kararı verilmesi,
2- Kabule göre de:
1136 sayılı Kanun'un 168 ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.03.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy