MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, emniyeti suistimal
HÜKÜM : Her suçtan ayrı ayrı mahkumiyet
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.03.2008 gün ve 7/56 sayılı kararında açıklandığı üzere, kendisine zorunlu müdafii atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu müdafiine yapılmış bulunan tefhim veya tebliğ kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağı cihetle ve dosya kapsamından da, sanığın kendisine müdafi atandığından haberdar olduğuna ilişkin bir bilgi veya belgeye rastlanmadığından 13.07.2006 tarihinde öğrenme üzerine vaki temyizinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
I- Sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan mahkümiyetine dair hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığa yüklenen kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmi belgede sahtecilik suçunun, hüküm tarihinden önce yürürlüğe giren ve lehe olan 5237 sayılı TCK'nun 204/1-3 maddesindeki cezasının miktarına göre tabi olduğu, aynı Kanunun 66/1-d ve 67/4. (765 sayılı TCK'nun 102/3 ve 104/2.) maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının gerçekleşmediği anlaşıldığından, tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiş, suçun zincirleme işlendiğinin nazara alınmaması suretiyle eksik ceza tayini isabetsizliği aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, yüklenen suçun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca mahkemece 765 ve 5237 sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenerek sonucuna göre karar verilmiş ve incelenen dosyaya göre hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanığın, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
II- Sanığın, müştekiler ... ile ...'e yönelik emniyeti suistimal ve müşteki ...'ya yönelik dolandırıcılık suçlarından mahkumiyetine dair hükümlere yönelik temyiz itirazlarına gelince;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; yüklenen suçların tabi olduğu suç tarihlerinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, en son suçun işlendiği 19.02.2003 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, 05.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy