Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 27.01.2014 gün ve 2014/2068/6413 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 05.02.2014 gün ve KYB 2014/40223 sayılı ihbarnamesi ile;
Mühür bozma suçundan sanık ...'ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 203/1. maddesi uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Çorlu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/10/2013 tarihli ve 2012/244 esas, 2013/456 sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;
Dosya kapsamına göre Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 30/10/2013 tarihli ve 2012/11480 esas, 2013/15670 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, özelleştirme uygulamaları sonucu elektrik dağıtım ve satışı işlemlerinin özel şirketlerce yapılmaya başlanması karşısında özel şirketler tarafından konulmuş mühürlerin mühür bozma suçunun konusunu oluşturmayacağı cihetle, somut olayda sanığa elektrik dağıtım hizmeti sunan şirketin suç tarihinde özelleştirme işlemlerinin tamamlanıp tamamlanmadığı araştırılmadan sanığın aleyhine olacak şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:
5271 sayılı CMK’nun 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma kesin olan ya da temyiz edilmeden kesinleşen hükümlere karşı başvurulan olağanüstü bir yasa yoludur. Henüz kesinleşmeyen kararın kanun yararına incelenmesi olanaksızdır.
Tebligat Yasasının 20, 21 ve özellikle Tüzüğün 28. maddesi uyarınca muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiç biri gösterilen adreste bulunmaz iseler tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini, bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerekir. Gösterilen şekil geçerlilik koşuludur
İncelenen dosya içeriğine göre; sanığın yokluğunda verilen karar 25.11.2013 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21. maddesine göre tebliğ edilmiş olup, muhatabın ne sebeple adreste bulunmadığı tevsik edilmediği gibi, haber bırakılan ...'ın kim olduğu kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmemiş ve imzası da alınmamış olup, tebliğin usulsüz olduğu belirlenmekle hükmün henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, Çorlu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.10.2013 gün ve 2012/244 esas, 2013/456 sayılı kararı henüz kesinleşmediğinden, kanun yararına bozma isteminin 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca REDDİNE, hükmün sanığa usulünce tebliğ için gereğinin mahkemesince ifasına dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 26.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy