MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Sanık ... hakkında; dolandırıcılık suçundan; düşme, sahtecilik suçundan; mahkumiyet
Sanık ... hakkında her iki suçtan beraat
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sırasında 23.12.2008 tarihli celsede suça konu senet aslının emanetten getirtilerek incelendiği, senedin yasal unsurlarının ve iğfal kabiliyetini haiz olduğunun duruşma zaptında açıkça belirlendiği, senedin 18.04.2012 tarihinde icra takibine konularak kullanıldığı ayrıca katılan şirket tarafından Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan menfi tespit davası sırasında mahkemesince ve dava sonucu yapılan temyiz incelemesi sırasında Yargıtay 19. Hukuk Dairesince incelendiği gözetilerek, tevdii kararının gereğinin yerine getirilememiş olmasının sonuca etkili olmadığı ve suç tarihinin suça konu senedin icra takibine konulduğu 18.04.2002 olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
I-Sanık ....... hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik katılan vekili ile sanık müdafiinin ve “dolandırıcılık” suçundan verilen düşme kararına yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bozmaya uyularak toplanan deliller karar yerinde incelenip yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçunun sübutu kabul, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı bir sebep bulunmadığı takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü uyarınca mahkemece 765 ve 5237 sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenerek sonucuna göre karar verilmiş, sanık hakkında 5728 sayılı Yasa ile değişik CMK.nun 231. maddesinin uygulanmama gerekçesi gösterilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş,
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen "dolandırıcılık" suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu,suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4. maddesinde öngörülen dava zamanaşımı, kesici son işlem olan sorgusunun yapıldığı 08.10.2002 tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiğinden kamu davasının vaki zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi gerektiği gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılan vekilinin ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
II-Sanık ... hakkında “dolandırıcılık” ve “resmi belgede sahtecilik” suçundan verilen beraat kararlarına yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü uyarınca; sanığa yüklenen "dolandırıcılık" suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4. maddesinde öngörülen asli dava zamanaşımının, sanığın sorgusunun yapıldığı 18.10.2002 tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeden, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı,
Sanığa yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçunun suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 5237 sayılı TCK’nun 204/1. maddesindeki cezasının üst sınırına göre tabi olduğu aynı Kanunun 66/1-e maddesinde öngörülen asli dava zamanaşımının, kesici son işlem olan sanığın sorgusunun yapıldığı 18.10.2002 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4, 5237 sayılı TCK'nun 66/1-e ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 16.04.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy