Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 24.07.2013 gün ve 2013/11935/47625 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 09.09.2013 gün ve KYB.2013/258124 sayılı ihbarnamesi ile;
5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'na muhalefet suçundan sanık ...'in aynı Kanun'un 63/10, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62 ve 52. maddeleri uyarınca 1.660,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Gaziantep 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 19/03/2013 tarihli ve 2012/489 esas, 2013/234 sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;
Sanık ve müdafiinin hazır bulunduğu 07/03/2013 tarihli duruşmada sonraki duruşmanın 25/04/2013 günü saat 09:00'a bırakılmasına karar verilmesine rağmen, hakkında zorla getirme kararı bulunan diğer sanık....'ın kendiliğinden mahkemeye gelmesi nedeniyle Mahkemece, 19/03/2013 tarihinde re'sen duruşma açılmasına karar verilip sanığın dinlenerek aynı celsede dosyanın karara bağlanması karşısında, sanık ...'in, haberdar edilmediğinden dolayı hazır bulunamadığı duruşmada alınan diğer sanık ...'ın beyanlarına karşı diyecekleri sorulmadan, yokluğunda karar verilemeyeceği cihetle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 216. maddesine aykırı olarak savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:
2297 sayılı Yargıtay Yasası'nın 6110 sayılı Yasa ile değişik 14. maddesinde “Ceza Dairelerinde, Daireler arasındaki işbölümünün belirlenmesinde, dava açılan belgedeki nitelendirme esas alınır. Açıklama ile sevk maddelerinin uyumsuz olduğu durumlarda, açıklamaya itibar edilir.” hükmü yer almaktadır. Yasa, sevk maddelerine değil, iddianamedeki tavsife ağırlık tanımıştır. Bu nedenle Ceza Dairelerinin görevinde Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu'nun yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere tavsif esas alınmalıdır.
02.06.2011 gün ve 2012/11606 esas sayılı iddianame ile sanık ... hakkında, müştekinin bilgisi dışında adına cep telefonu hattı alındığı ve bu hattın... Ltd. Şirketi çalışanı diğer sanık ... tarafından verildiği, sanığın da şirketin yetkilisi olduğundan bahisle 5809 sayılı Yasanın 63/10. maddesi uyarınca cezalandırılması talebi ile açılıp, Gaziantep 7. Sulh Ceza Mahkemesince anlatım ve sevke uygun olarak 5809 sayılı Yasanın 56/3. maddesi delaletiyle aynı Yasanın 63/10. maddesi uyarınca cezalandırıldığı kamu davasında; CMK'nun 225. maddesi uyarınca hükmün konusu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibaret olup sanık hakkında düzenlenen iddianame içeriğinde herhangi bir sahte özel belge düzenlenip kullanmak suretiyle “özel belgede sahtecilik” suçu işlendiği iddiası ile açılmış bir kamu davası bulunmadığı cihetle; iddianamedeki tavsife, mahkemenin hükmüne, kanun yararına bozma
talebinin kapsamına ve Yargıtay Kanunu'nun 14. maddesine göre inceleme görevinin Yüksek 7. Ceza Dairesi'ne ait olduğu anlaşıldığından Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, Dairemiz ile 7. Ceza Dairesi arasında doğan görev uyuşmazlığının giderilmesi için dosyanın Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 04.04.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy