MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
I) Sanık hakkında "resmi belgede sahtecilik" suçu bakımından kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında yeniden değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
II) Sanık hakkında "başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" suçu bakımından kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesine gelince;
Önleyici kolluk görevi yürüten polis memurlarının kimlik kontrolü yaptıkları esnada sanığın suça konu ...'e ait nüfus cüzdanını ibraz ettiği ancak kimliğinin sahte olduğundan şüphelenilmesi üzerine gerçek adının ... olduğunu bildirdiği anlaşılmakla, sanığın işlediği bir suçtan dolayı hakkında şüpheli sıfatı ile yürütülen soruşturma kapsamında başkasının kimliğini kullanmadığı, salt kimlik tespiti yapan görevlilere gerçek kimliğini gizlemek için sahte kimlik ibraz etmesi şeklinde gerçekleşen eylemin TCK'nun 268. maddesinde yaptırıma bağlanan "işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasının kimliğini kullanmak" suçunu değil, eyleminin Kabahatler Kanununun 40. maddesi kapsamında kamu görevlisine kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak kabahatini oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde iftira suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak sanığın lehine bulunan ve eylemine uyan 5326 sayılı Yasanın 40/1. maddesinde öngörülen idari para cezasının miktarına göre 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 20/2-c maddesinde yazılı soruşturma zamanaşımının, suçun işlendiği 28.12.2012 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta CMUK.nun 322 ve Kabahatler Kanununun 24. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan Kabahatler Kanununun 20/1. maddesi uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 10.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy