MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak:
I- 5271 sayılı CMK'nun 231/11. maddesinin; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek, cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilir." şeklinde düzenlendiği, buna göre anılan fıkranın ikinci cümlesi uyarınca, cezanın kısmen infazı, ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar verilebilmesinin ancak yükümlülüklerini yerine getiremeyen sanıklar yönünden mümkün bulunduğu cihetle, "resmi belgede sahtecilik" suçundan yargılandığı davada hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanığın, denetim süresi içinde yeniden suç işlemesi nedeniyle CMK'nun 231/11. maddesi uyarınca hakkındaki hükmün açıklanması sırasında hükmolunan cezanın ertelenemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
II- Posta gideri 16.00 TLden ibaret yargılama giderinin inceleme tarihi itibariyle 6183 sayılı Amme Alacaklılarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutardan (20,00 TL'den) daha az olduğu ve 5271 sayılı CMK.nun 326/2. maddesi uyarınca iştirak halinde işlenen suçlarda sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu oldukları gözetilmeden yazılı şekilde yargılama giderinin sanıklardan eşit olarak ve tahsiline karar verilmesi,
Kabule göre de;
III- Resmi belgede sahtecilik suçu yönünden uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, kasten işlenmiş suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olan ve kazanılmış hakka konu edilemeyen 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.06.2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİDİR
Dairemizin 14.06.2016 tarih, 2015/1175 Esas, 2016/5496 Karar sayılı çoğunluk görüşüne aşağıdaki iki sebepten muhalifim.
Sanığı TCK'nun 204/1, ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına dair.... Asliye Ceza Mahkemesinin 11/07/2013 tarih 2013/343 Esas, 2013/583 Karar sayılı kararı (Hükmün Açıklanması noktasında) usul ve yasaya aykırıdır.
Anılan sanık hakkında aynı mahkemece 03/11/2009 tarih 2009/847 Esas, 2009/887 Karar sayı ile verilen hükmün CMK'nun 231/6 ve devamı maddelerince açıklanmasının geri bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Deneme devresi içinde yeniden suç işleyen sanık hakkında .... Sulh Ceza Mahkemesinin 15/10/2012 tarih 2011/93 Esas, 2012/1293 sayılı kararı kasten yaralama sebebi eylemi ile TCK'nun 86/2, 62/1, 52/2. maddeleriyle 2000 TL doğrudan adli para cezası ile cezalandırılmasına kesin olarak karar verilmiş buna rağmen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına konu kararla ilgili olarak ilgili mahkemesine ihbarda bulunulduğu görülmüştür.
Kesin olarak verilen kararların olağan yargı yolu içinde temyiz incelenmesine konu edilmesi mümkün değildir. Ancak şartların varlığı halinde kanun yararına bozma suretiyle hukuka aykırılığın giderilmesi mümkündür. Dolayısıyla etkin bir yargısal denetime tabi olmayan kesin hükümlerin hükmün açıklanmasına dayanak alınması mümkün değildir. Bu durum iç hukukumuzun bir parçası olan İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesinin 6/2. maddesine güvence altına alınan Masumiyet Karinesinin ihlali niteliğindedir.
Bu sebeblerle anılan mahkeme kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim.
Full & Egal Universal Law Academy