MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mühür bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet
5237 sayılı TCK'nun "Kamu güvenine karşı suçlar" bölümünde, 203. maddede düzenlenen "mühür bozma'' suçunun konusu, kanun veya yetkili makamların emri uyarınca bir şeyin olduğu gibi korunması veya üzerinde değişiklik yapılmaması için konulan mühürdür. Suçla korunan değer, kamu idaresinin, dolayısıyla devletin otoritesidir. Kanunla verilmiş yetkiye dayalı olarak ve usulüne uygun bir şekilde yetkili makam tarafından konulan mührün kaldırılması ya da konuluş amacına aykırı hareket edilmesi ile mühür bozma suçu oluşur.
5237 sayılı TCK’nun ''Tanımlar'' başlıklı 6. maddesinin gerekçesinde ''kamusal faaliyet, Anayasa ve kanunlarda belirlenmiş olan usullere göre verilmiş olan bir siyasal kararla, bir hizmetin kamu adına yürütülmesidir. Buna karşılık, kamusal bir faaliyetin yürütülmesinin ihaleye dayalı olarak özel hukuk kişilerince üstlenilmesi durumunda, bu kişilerin kamu görevlisi sayılmayacağı'' belirtildiği ve mühür bozma suçunun fiil öğesi bağlamında hukuka aykırılık unsurunun oluşması için, mühürleme yetkisinin kanuni dayanağının bulunması zorunludur.
Özelleştirme uygulamaları sonucu kamusal bir faaliyet olan su dağıtım ve satış hizmetinin özel şirketlere devredilmesinden sonra yapılan mühürleme işlemine aykırı davranışta mühür bozma suçu oluşmayacağından, ... İlçesinde su dağıtım ve satış hizmetini sağlayan ... A.Ş.'nin ... Belediyesine ait bir şirket mi yoksa özel hukuk hükümlerine tabi bir şirket mi olduğu, bir başka ifadeyle ...'de su dağıtım ve satış hizmetinin özelleştirilip özelleştirilmediği, özelleştirilmişse hangi tarihte özelleştirildiği, buna göre de mühürlemenin kamu idaresince yapılıp yapılmadığının tespit edilmeksizin ve sanığın kiracı olarak kaldığı evde artezyen kuyusundan su kullandıklarını, mühürlemeden haberinin olmadığını söyleyerek atılı suçu kabul etmemesi, mühürleme ve mühür bozma tutanaklarının sanığın yokluğunda tutulması sitedeki tüm sayaçların ortak mahalde bulunduğunun belirtilmesi, sitede aynı zamanda artezyenle çıkarılan kuyu suyu kullanıldığının ve şebeke suyu ile paralel bağlı olduğunun anlaşılması, vananın kısık halde su kaçırdığının tespit edilmesi karşısında, olay mahallinde ayrıntılı bir keşif yapılarak ve şebeke suyunun kesilmesi halinde bile bir işleme gerek kalmadan kuyu suyunun kullanımına devam edilip edilmediği, 11.09.2009 tarihli tutanak öncesi ve 17.12.2009 tarihli tutanak sonrasında kullanılan su miktarları tespit edilerek 96 günde kullanılan suyun makul olup olmadığı, su kaçağından kaynaklanmış olup olmadığının tespit edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy