MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanık ...'ın satın almış olduğu ...plakalı aracı borçları nedeni ile eniştesi olan katılan ... adına tescil ettirdiği, daha sonra bu aracı başka bir şahsa sattığı ve parasını alamadığı, parasını alabilmek amacı ile adli emanette kayıtlı bulunan 20/07/2010 tediye tarihli 3.000.TL bedelli borçlusu ..., alacaklısı ... olan 02/05/2010 keşide tarihli senedi sanıkların fikir ve eylem birliği içinde sahte olarak düzenledikleri anlaşılmasına göre; sanıkların katılan ...'tan herhangi bir alacakları bulunmayıp aracın haricen satıldığı... veya ...'dan alacaklı olduklarına dair beyanlarının olması, buna rağmen suça konu senette ...'un borçlu olarak gösterilmesi karşısında; sanıkların üzerlerine atılı eylem 5237 sayılı TCK'nun 211. maddesinde öngörülen "bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı amacıyla resmi belgede sahtecilik" suçunu oluşturmayacağından tebliğnamedeki buna ilişkin bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
I- Sanık ...'ın mahkumiyetine ilişkin hükmün incelenmesinde ise;
5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
II- Sanık ...'ın mahkumiyetine ilişkin hükmün incelenmesinde;
1) Sanık ...'ın satın almış olduğu ... plakalı aracı borçları nedeni ile eniştesi olan katılan ... adına tescil ettirdiğinin, daha sonra bu aracı başka bir şahsa sattığı ve parasını alamadığının, parasını alabilmek amacı ile adli emanette kayıtlı bulunan 20/07/2010 tediye tarihli 3.000.TL bedelli borçlusu ..., alacaklısı ... olan 02/05/2010 keşide tarihli senedi sahte olarak düzenleyip ... adına imzaladığının ve bu senedi oğlu ... adına ciro ettiğinin, ...'ın ise bu senedi avukatı aracılığı ile icra takibine koyduğunun, sanık ...'nin icradan gelecek olan tebligatı kendisine yapması hususunda hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan Ağır Ceza Mahkemesi'ne dava açılan postacı olan tanık ...'i ikna ettiğinin, bu postacının tebligatı katılanın kendisine yapılmış gibi "kendisine tebliğ edildi" kaşesi vurarak sanık ...'ye verdiğinin, sanık ...'nin katılanın adını yazarak ve onun adına imza atarak düzenlediği mal beyanı dilekçesini icra müdürlüğüne verdiğinin, bu mal beyanında belirttiği söz konusu araç üzerine haciz koydurduğunun, bu suretle sanıklar ... ile ...'ın resmi belgede sahtecilik suçunu işlediklerinin iddia ve kabul edildiği olayda; sanık ...'ın, sanık ... tarafından katılan ... adına sahte olarak düzenlenen ve kendisine ciro edilen senedi hamil olarak icra takibine koyduğu anlaşılmış ise de, sanığın savunmasında olaylardan haberdar olmadığını, tüm işlemleri babasının yaptığını beyan etmesi, sanık ...'ın da beyanında, senedi oğlu...'e ciro ettiğini, çünkü avukatta oğlunun vekaleti bulunduğunu, oğlunun kendisinde vekaleti olduğu için oğlu adına avukata senedi kendisinin götürdüğünü ve bu şekilde icra takibi başladığını beyan etmesi, senet üzerinde sanık ...'ın yazı ve imzasının da bulunmaması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, senetle ilgili icra takibi yapan avukat ...'nun olayla ilgili olarak tanık sıfatıyla beyanı alınıp, tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden sanık ... hakkında eksik inceleme ile mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de;
2) Sanık ... tarafından gerçekleştirilen sahte tebligat yaptırma ve sahte mal beyanı dilekçesi verme eylemlerinden sanık ...'ın haberdar olduğuna dair delil bulunmaması karşısında, bu eylemlerden dolayı sanığın cezasının teselsül ettirilemeyeceğinin gözetilmemesi, yasaya aykırı,
3) 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.06.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy