MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mühür bozma
HÜKÜM : Sanıklar ... ve ... hakkında beraat Sanık ... hakkında kamu davasının reddi
Sanıklar hakkında ruhsatsız olarak faaliyet göstermesi nedeniyle 18.02.2013 tarihinde mühürlenen işyerinin, 25.02.2013, 20.03.2013 ve 29.03.2013 tarihlerinde yapılan kontrollerinde mühürlerin bozularak faaliyete devam edildiğinin tespit edildiği iddiasıyla açılan kamu davasında; sanık ...'ın soruşturma aşamasında mühür bozma eylemlerini kendisinin gerçekleştirdiğini,suç olduğunu bilmediğini,...3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/488 Esas sayılı dosyasında yapılan soruşturmada da, söz konusu internet kafeyi fiilen kendisinin işlettiğini ve işyerinin mühürlenmesinden sonra her seferinde mühürleri kendisinin kırarak çalışmaya devam ettiğini beyan etmesine karşın kovuşturma aşamasında sanık ...'e ait olup oğlu diğer sanık ... tarafından işletilen suça konu işyerinde işçi olduğunu, ilk iki mührü sanık ...'in kopartarak çalışmaya devam ettiğini, üçüncü mühürü ise kendisinin kırdığını beyan etmesi, ...'in ise mühürlerin ... tarafından kırıldığını, kendisinin annesi ... adına kayıtlı sözkonusu işyerine zaman zaman uğradığını beyan etmesi,sanık ...'in işyerinin kendi adına kayıtlı olmasına rağmen oğlu olan ... tarafından işletildiğini,kendisinin işyeriyle hiç bir ilgisinin bulunmadığını, ...'ın da işyeri çalışanı olduğunu, mühürleme olayından haberdar olmadığını, ... tarafından mührün bozularak çalışmaya devam edildiğinden sonradan haberdar olduğunu savunması, suça konu mühürleme ve mühür bozma tutanaklarının tamamında çalışan sıfatıyla sanık ...'ın imzalarının bulunması, sanık ... yönünden davanın reddine esas alınan... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/488 esas sayılı dosyasına ait iddianame örneğinden, 18.02.2013 tarihinde yapılan mührün, 08.03.2013,20.03.2013 ve 29.03.2013 tarihlerinde bozulduğu iddiasıyla, 15.07.2013 günlü iddianameyle dava açıldığı, işbu incelemeye esas davanın konusunun ise, 18.02.2013 tarihinde gerçekleştirilen mühürleme işleminden sonraki 25.02.2013, 20.03.2013 ve 29.03.2013 tarihli mühür bozma eylemleri olduğu, bu haliyle sözkonusu iddianamelerde aynı mühür bozma tutanakları yanında farklı birer tutanağında yer alması nedeniyle davaların mükerrer olmadığı, ancak, her iki davanın iddianame tarihlerinin, tutanakların tarihinden sonra olması nedeniyle hukuki kesintinin oluşmadığı, diğer bir deyimle tüm tutanakların işbu davanın dayanağını oluşturan 28.05.2013 tarihli ilk iddianameden önce düzenlenmiş olduğu, eylemlerin sübutu halinde zincirleme biçimde işlenmiş tek bir mühür bozma suçunu oluşturacağının anlaşılması karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti açısından, ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/488 esas sayılı dava dosyası ile işbu davanın birleştirilerek, tutanak düzenleyicisi tanıkların beyanları alınıp, sanık ...'ın aşamalardaki savunmaları arasındaki çelişkiler giderilmeye çalışılarak, suç tarihleri itibari ile suça konu yeri fiilen kimin işlettiği yöntemince araştırıldıktan sonra sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde sanıklar ... ile ...'in beraatine, sanık ... hakkındaki davanın ise reddine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy