MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
1-Sanığın kendi adına arazileri için destekleme primi almak amacıyla ilçe tarım müdürlüğüne başvuru evrakları arasında bulunan muvafakatname 2 ve C-Arazi bilgilerde bulunan aza ve imzası ve diğer imzanın sanık tarafından atıldığı iddia ve kabul olunan olayda, belgede bulunan muhtar imzasının muhtarın eli ürünü olduğunun tespit edilmesi, sanığın aynı tapu bilgileri içerikli belgelerle daha önceki yıllarda da destekleme primi aldığının anlaşılmasına göre, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenebilmesi bakımından öncelikle sanığın beyan ettiği yerlerde fiilen tarımsal faaliyette bulunup bulunmadığı, DGD den yararlanma koşullarını taşıyıp taşımadığı araştırılıp, yararlanma hakkının olması halinde başvuru evrakına aza ve diğerleri yerine sahte imza atmasının yararlanma hakkı bulunması nedeniyle gereksiz sahtecilik fiilini oluşturacağı, ayrıca bu belgelerde aza imzasının zorunlu olup olmadığı da araştırılması gerektiği gözetilmeden eksik soruşturma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
2- Sanığın destekleme alabilmek için başvurduğu belgeler arasında yer alan suça konu arazi bilgileri formlarında; arazi ve ekilen ürün miktarı yönünden herhangi bir sahtecilik tespitinde bulunulmaması karşısında; belgelerdeki aza adına atılan ve diğer imzalardaki sahtecilik eylemlerinde, gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla sahtecilik yapılması nedeniyle 5237 sayılı TCK’nun 211. maddesi hükmünün uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi,
3- 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesinin uygulanabilmesi için "bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi" gerektiği, sanığın aynı tarihli olan belgelerle Tarım İlçe müdürlüğüne aynı tarihte başvurduğu, belgelerin farklı tarihlerde düzenlendiğine dair kesin delil bulunmayıp suçun aynı anda işlendiğinin kabul edilmesi gerekliliği karşısında zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı, ancak sahte belge çeşitliliğinin TCK'nun 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınabileceği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,yasaya aykırı,
4- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sonuç ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının korunmasına, 12.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy