MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM: Mahkumiyet
I) Sanığın hakkındaki “resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 18.06.2013 gün 2012/1332-2013-316 sayılı ilamında açıklandığı üzere, tekerrüre esas sabıkası nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar veren mahkemenin aynı madde gereğince cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar vermemesi, kazanılmış hakka konu olmayacağı ve infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanması cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinin zorunlu bir sonucu olduğu cihetle, bu husus ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmeleri mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
Adli emanetin 2013/1243 sırasında kayıtlı suça konu nüfus cüzdanının dosyada delil olarak saklanması ile yetinilmesi gerekirken ayrıca TCK'nun 54. maddesi gereğince müsaderesine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Yasanın 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından “5237 sayılı TCK 54. madde gereğince müsaderesine ve” ibareleri çıkartılmak suretiyle eleştiri dışında sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II) Sanığın hakkındaki “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” suçundan verilen karara karşı temyiz itirazlarına gelince;
1) 21.12.2012 günü ...'ın evinde meydana gelen hırsızlık olayı sebebiyle emniyet görevlilerince kamera kayıtlarının incelenmesinde sanık ...'in şüpheli olarak tespit edildiği ve ... plakalı aracın olayda kullanıldığı, 25.12.2012 günü ise belirlenen aracın takip edildiği sırada yakalanan sanığın, kardeşi mağdur ...'in kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş, üzerinde kendi fotoğrafı bulunan sahte nüfus cüzdanını ibraz ettiği olayda; polislerin mevcut yakalamadan önce sanık ...'ın gerçek kimliğini kamera görüntülerinden tespit ettiklerinin 25.12.2012 tarihli tutanak içeriğinden anlaşılması karşısında; başlangıçtan beri sanığın gerçek kimliği kullanılarak işlemlerin yapılması ve tüm tutanakların bu şekilde tanzim edilmesi sebebiyle atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
2) Kabul ve uygulamaya göre de;
a) Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 gün 2012/1332-2013/316 sayılı ilamında açıklandığı üzere, tekerrüre esas sabıkası nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar veren mahkemenin aynı madde gereğince cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar vermemesi, yasaya aykırı,
b) 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 01.06.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.