MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mühür bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-... Cumhuriyet Başsavcılığının 29/03/2013 tarihli iddianamesi ile sanığın ruhsatsız faaliyet gösteren işyerinin ilk olarak 17/08/2010 tarihinde mühürlendiği, bu mührün 31/10/2012 tarihinde bozulduğu tespit edilerek yeniden mühürleme işlemi yapıldığı, 21/11/2012 tarihinde yapılan kontrolde ise ikinci defa konulan mührün de bozulduğunun tespit edildiği belirtilerek sanığın cezalandırılması talep edilen kamu davasında, UYAP sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın 17/08/2010 tarihli mührü 27/03/2013 tarihinde bozduğu gerekçesi ile... Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/585 Esas sayılı dosyasında yargılandığının, dosyanın halen derdest olduğunun; aynı şekilde yine 17/08/2010 tarihli mührü 16/08/2013 tarihinde bozduğu gerekçesi ile .... Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/440 Esas ve 2014/494 Karar sayılı dosyasında yargılanıp mahkum edildiğinin, dosyanın halen Yargıtay incelemesinde olduğunun; son olarak da yine 17/08/2010 tarihli mührü 12/10/2011 tarihinde bozduğu gerekçesi ile ...Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/1232 Esas ve 2012/412 Karar sayılı dosyasında yargılanıp hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, gerçeğin şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılması, mükerrer yargılamanın önlenmesi ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının değerlendirilmesi açısından, anılan dava dosyaları incelenip, 17/08/2010 tarihli mühürleme işlemi ile ilgili mükerrer dava açılıp açılmadığı araştırılarak, ayrıca hukuki kesintiyi oluşturan iddianamelerin düzenlendiği tarihler saptanarak sonucuna göre, sanığın diğer dosyalarındaki eylemlerinin ayrı suçlar ya da zincirleme suç niteliğinde olup olmadığı belirlenerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Kabule göre de;
a-Sanığın 5237 sayılı TCK'nın 203. maddesi uyarınca iki kez cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında, 5271 sayılı CMK'nın 226. maddesi uyarınca sanığa veya müdafiine ek savunma hakkı tanınmadan iddianamede gösterilmeyen ve zincirleme suç hükümlerini düzenleyen 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinin uygulanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
b-Sanık müdafiinin 28/11/2013 tarihli duruşmada lehe olan hükümlerin uygulanmasını ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği gözetildiğinde, tayin olunan cezanın miktarı itibariyle 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin tartışılmaması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy