MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: Mahkumiyet
1-Sanık hakkında.... Tic. ve ..... Anonim şirketine ait imzalı boş çek yaprağını alıp doldurarak icra takibine konu ettiği iddası ile resmi belgede sahtecilik suçundan açılan davada; bilirkişi raporu ile suça konu çekin ön yüzünde bulunan yazı ve rakamların sanık ve katılana ait olmadığı; ancak, keşideci imzasının katılan şirket yetkilisi ...'ya ait olduğunun belirlendiği; sanığın tüm aşamalarda çekin kendisine şirket yetkilisi tarafından verildiği, bahse konu şirkette çalıştığı ve .... bölgesinde yaptırdıkları inşaatlarla ilgilendiği, yapılan villalardan birisinin kendisine verilmesinin kararlaştırıldığı, daha sonra bundan vazgeçilerek alacakları karşılığında kendisine suça konu çekin verildiğini savunması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkartılması bakımından, sanık ile şirket ortak ve yetkilileri arasında çek düzenleme tarihinde iddia edildiği gibi konut yapımı ve devri konusunda bir ticari ilişki bulunup bulunmadığı, bu işin ispatına ve aralarındaki anlaşmazlık sonucu iş birlikteliklerini ayırdıklarına yönelik ticarethane, defter, belge, fatura, fiş, irsaliye ya da ödemeye ilişkin banka kaydı olup olmadığı var ise iddia ile uyumlu olup olmadığı saptanmadan, Ticaret Mahkemesinde görüldüğü ileri sürülen menfi tespit davasının sonucu belirlenmeden; ayrıca, suça konu imzalı boş çekin, katılanın rızası hilafına sanığa devredilip edilmediğine dair somut deliller araştırılıp, sonucuna göre çek zilyetliğinin rıza hilafına devredildiğinin sabit görülmemesi halinde, eylemin TCK'nın 209/1. maddesinde düzenlenen açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu oluşturabileceği, bu eylemde de belgenin aksinin kanıtlanmasının ancak yazılı bir delil ile mümkün olacağı hususlarının tartışılıp, toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirilip karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile hüküm tesisi,
2-Kabule göre; 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.10.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.