MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: Mahkumiyet, iftira
1- TCK'nun 268. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması gerekir. Somut olayda; 09.01.2013 tarihli tutanak içeriğine göre, hakkında gerçek kimlik bilgileri ile başka suçtan yakalama kararı bulunan ve yapılan aramada kaldığı otel odasında...ile ...'in kimlik bilgileri ancak kendi fotoğrafı olan sürücü belgeleri ele geçirilen sanığın, kolluk görevlileri tarafından tanındığı ve tutanakların da gerçek kimlik bilgilerine göre düzenlendiğinin anlaşılması karşısında; atılı suçun unsurlarının oluşmayacağı gözetilmeden, beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
2- Belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğu cihetle, 21.02.2013 tarihli bilirkişi raporuna göre sahte sürücü belgelerinin iğfal kabiliyetinin olmadığının belirtilmesi karşısında; sürücü belgelerinin duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle, özellikleri tutanağa geçirilerek, yasal unsurları taşıyıp taşımadığı ve iğfal niteliğinin bulunup bulunmadığı yöntemince araştırılıp tartışılarak denetime olanak verecek biçimde dosya içerisinde bulundurulmadan, yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre ise;
3- Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile Dairemizin yerleşmiş kararlarında açıklandığı üzere, yasa metninin tekrarı gerekçe olmadığı gibi yasalarda yer alan hükümler uygulanırken gösterilen gerekçelerde çelişkiye, zafiyete düşülmemesi gerekir. Hükümde, sanık hakkında hükmolunan cezanın ertelemesine ilişkin TCK.nun 51. maddesinin uygulama gerekçesinde, "yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla sanığın tekrar suç işlemeyeceğine dair olumlu kanaat olıştuğundan” bahisle hapis cezasının ertelendiği belirtilmesine rağmen, incelemeye konu hükümde CMK.nun 231. maddesi ile ilgili değerlendirme yapılırken, sanığın adli sicil kaydı nazara alınarak ileride suç işlemekten çekineceği yönünde kanaat oluşmadığından bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmek suretiyle, her iki hükmün gerekçesinde çelişkiye düşülmesi,
4- 5237 sayılı TCK'nun 51/3. maddesinde düzenlenmiş bulunan “Cezası ertelenen hükümlü hakkında bir yıldan az üç yıldan fazla olmamak üzere bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı, mahkum olunan ceza süresinden az olamaz.” hükmü uyarınca sanık hakkında iftira suçunda belirlenen denetim süresinin 1 yıldan az olamayacağının gözetilmemesi, yasaya aykırı,
5- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.06.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.