MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM: Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan: Beraat Sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan: Mahkumiyet
I- Sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik olarak Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yüklenen suçun manevi unsurunun oluşmadığı cihetle, Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle sonucu itibariyle doğru olan beraat hükmünün ONANMASINA,
II- Sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın, nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
1- Sanığın doğrudan gelir desteğinden yararlanmak için suç tarihinde suça konu arazilerde hiç ekim yapılmadığı halde ekim yapılmış gibi göstererek ya da miktar bakımından dönüm itibari ile fazla ve gerçeğe aykırı beyanlarda bulunarak menfaat temin etmesi olayında, kamu kurumunun zararına olarak TCK 158/1-e maddesindeki dolandırıcılık suçunun tüm unsurları ile oluştuğu gözetilmeden mahkumiyet kararı yerine beraat kararı verilmesi,
2- Sanığın 14.10.2009 tarihli Cumhuriyet savcısı huzurunda verdiği ifadesinde bir çok belgede başka kişilerin yerine imza attığını ifade etmesi ve sanığın muhtar olarak görev yaptığı köyde doğrudan gelir desteği başvurusunda bulunan kişilerle ilgili olarak da başlatılan soruşturma kapsamında bu kişilerle ilgili olarak ayırma kararı verilmiş olması karşısında; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.04.2014 gün ve 2013/11-397-2014/202 sayılı kararında açıklandığı üzere, belgelerde sahtecilik suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu ve fiil tarihleri de dikkate alınarak; sanığın fiillerinin her biri yenilenen kasıtla işlenmiş ayrı suçları mı, yoksa bir suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünün kısa zaman aralıkları içerisinde, birkaç kez ihlal etmek suretiyle zincirleme biçimde işlenmiş tek suçu mu oluşturduğunun değerlendirilmesi açısından, sanık hakkında benzer eylemlerden dolayı tefrik edilen soruşturma dosyalarının akibetinin araştırılması, dava açılmış ve derdest olduğunun anlaşılması halinde o dava dosyaları getirtilip incelenerek mümkünse birleştirilmeleri, aksi halde bu davayı ilgilendiren kısımlarının onaylı örnekleri dosya içerisine konulup sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Kabule göre ise;
a- Köy muhtarı olan sanığın doğrudan gelir desteği alabilmek için gerçeğe aykırı düzenlenmiş olan belgeleri onaylamasında TCK 204/2. madde uyarınca kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan cezalandırılması gerekirken TCK 204/1. maddesinden hüküm kurulması ile eksik ceza tayini,
b- TCK'nun 51/1-a maddesi uyarınca önceki kasıtlı suçtan hükmolunan hapis cezasının 3 aydan fazla olması nedeniyle hakkında erteleme hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
c- Uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından hiçbir şekilde uygulanamayacağı, diğer kişiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'ın ve Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 17.10.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.